YAZAR HAKKINDA
  • Resim Yok
  • Kullanıcı Adı
    Çörek Otu
  • İsim
  • Soyisim
  • Doğum Tarihi
  • Şehir
  • Meslek
  • Hakkında

Biraz Balık, Biraz Pirinç: O Suşi İşte

 

            Tapınakları, rengarenk bahçeleri ve hepsi birbirine benzeyen insanlarıyla Japonya, çok çeşitli ve zengin mutfağının kapılarını nihayet aralamıştı ki, tüm dünya sanki yüzyıllardır bu anı bekliyormuşçasına adeta Japon mutfağına hücum etti. Eskiden usta olmak için 10 yıl çıraklık yapması gereken Japon Sushi Ustaları, bir kaç denemeden sonra büyük bir iddiayla sushi restoranı açan meslektaşlarına içten içe sinir olduklarını tahmin etsek de, iliklerine kadar işlemiş zarafetleriyle olan biteni güleryüzle karşılamayı biliyorlar.

 

            Japonlarda yemek kültürü, yiyeceğin doğallığını bozmamak üzerine kurulmuştur. Tuz yerine çoğunlukla soya sosunun kullanıldığı mutfakta, şeker, margarin, baharat yok denecek kadar azdır. Tempura, Sukiyaki, Udon gibi bir çok önemli lezzete sahip olan Japon mutfağı, özellikle 80’li yıllarda kendini gösteren sağlıklı yaşam ve doğal beslenme akımıyla Sushi’nin başı çektiği sağlıklı yemekleriyle dünya mutfak literatürüne hızlı bir giriş yaptı.

 

            Bizim için ekmek, Fransızlar için peynir ve İtalyanlar için makarna ne ifade ediyorsa, pirinç de Japon yemek alışkanlığında aynı önemi taşıyor. Binlerce kilometreye yayılmış pirinç tarlaları ve Japonya’nın bir ada oluşu, deniz mahsullerinin ve pirincin mutfağında aynı önem derecesinde yer almasını anlaşılır kılıyor. Hatta, yemek yemek Japonca’da pirinç yemek deyimiyle kullanılıyor.

 

            Çok eski zamanlarda, balıkların uzun süre, bozulmadan saklanabilmesi için tuzlanıp kurutulduktan sonra haşlanmış pirince sarılarak derin kuyularda saklanması yöntemi kullanılıyordu. Başlangıçta atılan bu pirinç katmanının, kıtlık dönemlerinde tüketilmeye başlanmasıyla SUSHİ farklı bir çeşit olarak Japon mutfağındaki yerini aldı.

 

            Aslında basitçe, özel bir sosla ıslatılarak haşlanmış ve soğutulmuş pirincin içine özellikle deniz mahsulleri konularak, nori adı verilen koyu renkli bir deniz yosununa sarılması şeklinde tarif edilebilecek SUSHI’yi yapmak ne kadar zorsa, usulunce servis etmek ve yemek de bir o kadar zor.

 

            Sushi, rengarenk lokumlara benzeyen klasik sunumuyla gözler için eşsiz bir manzarayı andırmalıdır. Her bir porsiyonda mutlaka çift sayılı olarak verilmesi gereken Sushi için (ki sadece rulo halinde sunulanlar istisnadır) yanında wasabi, soya sosu başta olmak üzere lezzet arttırıcılar da olmalı ve farklı çeşitleri tatmadan önce diğerlerinin tadını nötralize etmek için Gari adı verilen zencefil kökü turşusu da  sunumdaki yerini almalıdır. Ve her bir porsiyon, mutlaka taze olarak hazırlanmalı, norinin kurumasına izin vermeden servis edilmeli ve en fazla 30 dakika içinde usulunce yenmelidir.

 

            Sushi elle yahut HASHI adı verilen geleneksel Japon çubuklarıyla yenebilir ancak asla çatal bıçak kullanılmaz. Tabii Hashi kullanmanın da kuralları var. Hashiyle yemek karıştırılmaz, tabak içinde yiyecek arama bulma çalışmaları yapılmaz, bir şeyleri yahut birilerini işaret etmek için kullanılmaz, hashiden bir başka hashiye yemek alışverişi yapılmaz, konuşurken hashi havada sallanmaz ve yemek aralarında Hashiaki adlı özel hashi kaplarına yerleştirmek suretiyle Hashiye layık olduğu özen gösterilir.. Ki tüm bu kurallara uysanız bile her an biri çıkıp “pardon ama şu da şöyle yapılmaz” diyebilir. Zira Japon yemek yeme kültürü adeta küçük bir anayasa oluşturacak kadar çok kurallarla örülüdür. Çünkü Japonlar için yemek yemek kutsal bir seremonidir.

Puan : ( 2 Oy Kullanıldı )
Okunma Sayısı : 455
Çörek Otu tarafından 28.11.2010 14:50:53 tarihinde eklendi

Facebook'ta Paylaş


  • Yorumlar
  • Misafir 01.12.2010 08:33:42
    muhteşem bir yazı olmuş eline aklına sağlık
Yorum Yaz