Bir Bakıp Gelmek Terapisi "Regresyon ve Progresyon"
Zamanda yolculuk dendiğinde hep, fiziksel bir ortamda ileri geri gidip gelmek gelir akla. Tıpkı Geleceğe Dönüş filmindeki Dr.Brown’un zaman makinesiyle yarattığı mucizeler gibi. Ya da ışınlanmak ya da başka bir şey. Biraz fantastik biraz “neden olmasın”cı isteklerle. Aslında diğer yandan hem geçmişe geri dönmek hem de geleceğe gitmek Regresyon ve Progresyon gibi terapi yöntemleriyle, en azından zihinsel ortamda mümkün kılınıyor. Aldığı hipnoz, regresyon ve progresyon eğitimleriyle, uzun yıllardır bu konuda danışanlarını kendi hayatlarında anlamlı bir yolculuğa çıkaran Güler Pınarbaşı “Ben bir sufiyim; uzun zamandır bu hayatın bir yolcusu, farkındalığa dair bilgilerin takipçisiyim; öğrenim açısından -şu an yapmasam da- diplomalı ebeyim, araştırmacıyım, yazarım, hem öğren-İ-ci hem de öğreticiyim aynı zamanda” sözleriyle anlatıyor kendini. Her ne kadar fiziksel doğum üzerine eğitim almış olsa da ruhsal doğum konusundaki çalışmalarıyla önce kendinin sonra da karşılaştığı herkesin farkındalık yolcuğuna değer katan, özel biri o.
Üçüncügöz Dergisi ve Farkındalık Okulu Kurucusu Güler Pınarbaşı ile geçmişe ve geleceğe “bir bakıp gelmek” üzerine konuştuk.
Geçmişin duygu yükü, bugünümüzü hatta tüm hayatımızı nasıl etkiler? Gittikçe daha korkak, daha kırılgan ya da daha saldırgan oluşumuzun, geçmişle kurduğumuz sağlıksız bir köprüyle ilgisi var mıdır? Yani aslında şunu demek istiyorum, karakterimiz sandığımız şey, zamanla geldiğimiz nokta olabilir mi?
İsterseniz şuradan başlayalım: cümleye, geçmişin duygu yükü demeden, sadece ‘duygu durumu’ diyelim. Kelimelerin gücünü duymuşsunuzdur. Duyguya ‘yük’ ilave edersek kelime olumsuz yansır. Sorudaki cümlenin devamı da olumsuz geliyor farkındaysanız. Çünkü geçmişte yaşadığımız iyi duygular da var. Geçmişte yaşanan o ana gittiğimizde, o an hangi duyguyla bezenmişse onu yeniden yaşarız. Tabii geçmişte yaşananlar sonucu bazı kararlar aldığımız için bu karakterimize etki edebilir, düşünceler sonucu yaşadığımız duygu blokajları ile alınan kararları karakterimiz sanırsak yaşamamızdaki etkileri zamanla, geldiğimiz nokta olabilir. Bu tekniklerle yaptığımız farkındalıklar bunları görmemizi sağlıyor ve duygusal sağaltımını yaparak, doğru düşünce kalıplarını kullanarak değiştirtebiliyoruz.
Geçmişin bizi ele geçiren ve hayatımızı yöneten taraflarını nasıl ehlileştiriyoruz. Belki ehlileştirmek doğru kelime değildir ama “geçmişten gelen duygu ve düşünce yükünden” nasıl kurtarıyor bizi Regresyon?
Benim yöntemim sadece fark etmektir. Bu konuda öncelikle nasıl ele geçirildiğimizi ve hayatımızı yönettiğini fark etmemiz lazım. Yine ‘yük’ kelimesine takılacağım ve onu alıp yerine farkındalığı koyacağım. Duygu ve düşüncelerin bizi nasıl etkilediğini anlamak özellikle olumsuz olanların yüklerinden kurtarabilir, geleceğe yönelik bizi etkileyen engellere karşı farkındalığımızı artırır. Gelecekteki engeller enerjimizi çekiyor. Eğer iz sürmeye devam edersek engellere çözümler bulabiliriz.
Regresyon için Hipnoz şart mıdır?
Regresyon; geçmiş yaşam terapisine verilen isimdir. Bu yaşam değil, bundan öncekileri kapsar. Bunu algılamak ve bu algıyı kabul etmek için öncelikle öldükten sonra yeniden doğuma (reenkarnasyon) inanmak gerekir. Bu kafa karıştırıcı bir bilgi, bu kadar da değil; derinliğine girmek gerekir. Ben inanıyorum çünkü deneyimledim. Hipnoz şart mı? Bu bir teknik, geçmişe ve hatta geleceğe gitmek için de kısaca zaman çizgisinde yürümek için terapi amaçlı hipnoz tekniğini kullanıyorum. Aldığım hipnoz eğitimi ve uygulamalarla geliştirdiğim bir tekniğim var. Aslında basit bir yöntem ama algıdaki çözümlemesi yüksek. Perdeyi kaldırıp bütünü gördürmek buradaki amaç.
Regresyon’un duygu sıkışmalarını kaldırdığını düşündüğümüz anda şahsi yaşam algımız kökten değişiyor mu? Hayatımızı etkilen insanlara olan düşüncelerimiz, tavırlarımız? Bu türden kararlar aldırabiliyor mu?
Evet hayatımız kökten değişiyor. “Bir anlık farkındalık, yüzyıllık karanlığa bedeldir”, demiş Buda. Bu yüzden geçmişte ifade edilmemiş duygu sıkışmasını serbest bıraktırdığımızda o bir anlık farkındalık inanılmaz bir rahatlamayı sağlıyor. Ve en güzeli de kalıcı bir rahatlama.
Hipnoz ile hiç bilmediğimiz/hatırlamadığımız şeyler de ortaya çıkabilir mi? Bu, göze alındıktan sonra; baş edilmesi gereken yeni duygusal yıkımları da beraberinde getirir mi?
Evet çıkabiliyor, hatırlamadığımız, hatırlamak istemediğimiz, üstünü örttüğümüz şeyler… Hipnozu bunun için yapıyoruz zaten, hedefimiz bu; bilinçaltına bilinçli şekilde ulaşarak bütünü görmek. Yarı uyanık hal dediğimiz (sabah yatakta uyandığımız zamanki hal) durum ile bu dalga boyu frekansına ulaşabiliyoruz. Uygulamalarımın birinde bir şey dikkatimi çekmişti. Kişinin gençlik zamanlarına gittik. Açlık orucu tutan bir grup gençle olan birlikteliğine gitti kişi. Siyasi bir dönemdi ve arkadaşlarıyla bir yemin etmişler. Söylemedi… Orada o yeminin gücünü görmek enteresandı, ağladı çok ağladı ama söylemedi oradaki sırrı… Ben de ısrar etmedim, önemli olan onun farkındalıkla bu yükü geçmiş zamandaki bu anıdan getirdiğini idrak etmesiydi çünkü. İşte, dediğiniz gibi: “Bunun göze alınması” konusu çok önemli. Bugüne kadar hipnozun insanlarımıza doğru tanıtılamamış olması, insanların gereksiz korkularını tetiklemekte ve böylesine etkili tekniğin kullanımından vazgeçirmekte ya da korkutmakta çoğu insanı. Yaptığım bir hipnoz sonrası dışarıda bir grup vardı, merak edip uygulanan kişiye sorduklarında aldığım geri bildirimi sunayım: “Hipnozda uyumadım, gerçekten uyandım!” dedi. Hipnoz tekniği adını, ‘Uyku Tanrısı’ Hipnosis’den alsa da aslında farkındalığı gerçeğe uyandıracak denli güçlü olduğunu söyleyebilirim. Baş edilmesi gereken duygusal yıkımlar seans sırasında tamir edildiğinden sonrası sadece farkındalığın takibine kalıyor. Korkacak bir şey yok… Önemli olan yıllardır taşıdığımız duygusal bavulunuzu bırakmak. Karar vermek lazım; ya zamanla bilmeden oluşturduğunuz duygusal bavulunuzu içindeki gereksiz şeylerle taşıyacaksınız ya da cesurca bilinçaltına girip bilinçli bir şekilde geçmişin sizi etkileyen anılarıyla yüzleşeceksiniz, bu son olacak ve rahatlayacaksınız...
Açığa çıkan şeylerle nasıl baş ediliyor? Bu noktadan sonra regresyon nasıl işliyor?
Açığa çıkan şeyler bir bulut gibi düşünebilirsiniz; şekil değiştiriyor, uçup gidiyor. Zaten yoktu, kişi onu şekillendirmişti. Baş etmek değil, sadece fark etmek var. Bu durumu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz: Birinin bir filmi izlerken çok etkilendiğini düşün; özellikle de bir sahnesinden çok etkileniyor; 2. 3. 4. 5. kez seyrettiğinde aynı sahnede aynı etkileşimi yaşıyor çünkü bu yaşamında ya da daha önceki geçmiş yaşamlarında bu etkiyi aldığı önemli bir anını tetikliyor. Bu yüzden orada sürekli o duyguya giriyor, etkinin gücü bu yüzden. İşte hipnozda bu etkiyi ortadan kaldırmak mümkün. O zaman kişi bu filmi tekrar seyrettiğinde, o sahnede aynı tepkiyi gösterme durumu kalıcı olarak ortadan kalkıyor.
Hipnoz, danışmanlıklarımda çok sık kullandığım bir tekniktir. Regresyon, geçmiş yaşam terapisinin adı ama geçmiş yaşam tanımlaması zamanda öylesine etkin ki, bu röportaja başladığımız andan şimdiye kadar olan zaman da geçmiş zaman oldu, öyle değil mi?
Regresyonda geçmiş yaşamlarda benim deneyimlerim şunlar oldu; ilki İskoçya’da çok çocuklu bir aileye sahibim, fakiriz ve hastalıktan öldüm. Sonra Uzakdoğu’da rahibe-fahişe olduğum zamana da gittim. Sokaklarda kötü bir şekilde öldüğümü gördüm, aç kaldığım zamanlar; yerli bir kabilede tecavüz yaşadığım zamanı; Hindistan’da kocam öldüğü için yakılarak öldüğümü gördüm. Çin’de çok yaşlı ama saygın bir adam ve yaşlılıktan ölerek biten bir hayatım olduğunu gördüm… Yeter mi? Ben bu yaşamımda bunların hiçbirini yaşamadım ama korkusu hep ensemdeydi. Farkındalık konularına girince rahatladım. Araştırmalarımı sürdürünce ben de eğitmen ve uygulayıcı olmaya başladım. Benim uygulamalarımda ise Ortaçağ’a gidenler oldu; savaşta öldüğünü görenler v.b yaşam deneyimleri işte… Hoşuma giden ise işlenen konular aynı gibi görünse de herkesin zihni yorumlarında kendine özgü ilginç anlamlar veriyor. Bunun zenginliği varoluşumuza hayretimi artırıyor…
Progresyon nedir?
İnternette araştırma yaptım, genelde bağışıklık sistemi zayıf hastaların hastalığının ilerlemesini anlatmak için kullanılan bir kelime. Biz bunu kendi konumuzda aynı şekilde kullanıyoruz; İlerleme… Zamanda kullanırsak; regresyona, geçmiş yaşam diyorsak, progresyona da gelecek zamanda ilerleme diyoruz.
Gelecek yaşamlarda ileri gitmek ile şimdiki yaşamda ileri girmek, terapi içinde nasıl ayırdediliyor? Yani kişi bir tercihte mi bulunuyor yoksa o an kişi nereye ilerlerse oralar mı yaşanıyor?
Bu güzel bir soru. Şimdi ben kendi tanımlarımla cevap vereyim; regresyonu anlatırken de söylemiştim, geçmiş yaşam derken orta çağ da geçmiş yaşam dün de, bu röportaja başladığımız zaman da geçmişte kaldı bile. Aynı mantığı burada da kurabiliriz; şimdiki zamanda ileri gitmek bir an sonrası, bir saat ya da bir gün derken; gelecek yaşamda ilerlemeyi bir yıl, 10 yıl, 20 yıl… Ölüm sırası ve de sonrası olarak düşünebiliriz. Regresyonda da aynı sıralama var, bu sefer geçmişe doğru gidiliyor. 1 gün öncesi 10 yıl 20 yıl, bebeklik, doğum sonrası, doğum esnası, rahimdeki zaman ve öncesi… Ve ondan öncesi… Ve ondan bir öncesi daha…
Geçmiş ve gelecek arasındaki bu yolculuklarda, kişi tüm olup biteni kendisi mi görüyor yoksa siz mi anlatıyorsunuz?
Benim yaptığım uygulamada kendisi görüyor, ben anlatırsam kendi vizyonum, hayal gücüm karışabilir. Kendisi görürse idraki ve farkındalığı o denli yüksek olur. Enerjisini daha verimli kullanır.
Progresyon terapisi, kişinin geleceği görmesinin ardından gördüğü yaşama etki edebiliyor mu? Sonuca katkısı var mı yoksa süreci daha olumlu hale getirmek mi maksat?
İlk amacı süreci olumlu hale getirmek diyebiliriz. Çünkü geçmişte yaşanmış olumsuz anılarla kurgulanmış gelecek yaşam ne kadar olumlu olursa olsun kaygıyı, kuşku ve korkuyu yanında getirebilir. Sonuçta bu terapilerin etkisi ile zihni olumlu yüklemeyi başararak geleceğe dair vizyonu da olumlu yöne çekebilir. Sonuca katkısı var, olumlu düşünmeyi başaramayan zihne bir süre olumlu düşünmenin rahatlığını yaşattığınızda kişi bundan sonrasında da bilinçli bir şekilde talep etmeye başlıyor.
İnsanların bu terapilere başvurma nedenleri nelerdir? Bir başka deyişle kimler regresyon/progresyon terapisi almalı?
Regresyon- geçmiş yaşamın terapide kullanılma sebebi, sorunun kökenine bu yaşamda girilememişse geçmişte aranabilir. Magazin merakı yüzünden de talep edilebiliyor. Geçmiş yaşamda ne olduğunu bilmek bir rahatsızlık için değilse çok önerdiğim bir şey değil, orada geçen zaman bile şimdiki anı yaşamak için bir kayıp bence. Progresyon- gelecek yaşam terapisinde ise geçmiş referansıyla geleceği düşünmek ve adım atmaktan çekinmeye sebep olabiliyor. Bu konuda şöyle bir uygulama örneğim var; bir bayan gelmişti yeni evli çocuk sahibi oluyorlar ama kadıncağız korkuyor; doğumdan, bebeğe bakamayacağından, ortamın güvensizliğinden, kendi yaşadıklarından referans alıp geleceğini iyi oluşturamayacağından vb. Bu terapi sonrası bebek ile geçirdiği zamana gitti, öncelikle hamilelik dönemine, doğuma, oradan bebek kucağında evine gidişine… O kadar canlı yaşadı ki; geleceğe yansıttığı korkuların anlamsızlığını gördü ve geleceğin olumlu da olabileceğini algıladı. Rahatladı. Her iki zaman dilimi de yok. Ama eğitimsiz zihin, hakimiyeti elinden kaçırmış bireyi mahvediyor. Birçok şimdiki zaman heba oluyor. Bu terapiler kişinin bu gereksiz kaygılarını yok etmesine yarıyor ve zihnine şimdiki zamandan başka zamanın önemi olmadığını hatırlatıyor.
Kimler almalı dersek: Panik atak hastaları, manik depresifler, anlamsız fobileri olanlar, sürekli tekrar eden korku, kuşku, gelecek kaygısı sahipleri, bağımlılık sorunu olanlar, sürekli bir şeylerini kaybedenler… Kısaca her şeyin zihinde başladığını ve düzenlenebilir olacağını algılayabilenler… Ben 3 aşamalı bir terapi süreci uyguluyorum: Geçmiş zaman- şimdiki zaman- gelecek zaman odaklı 3 seans sorunları çözmeye yeterli oluyor.
Bu terapileri uygulayan kişilerin alması gereken eğitimler var mı? Bu terapileri deneyimlemek isteyen kişiler, terapistlerde hangi özellikleri aramalı?
Bence var. İnsanla ilgili her konuda eğitim almak gerekliliği gibi. Bir tıp sempozyumunda dinlemiştim, “insanın sorununa iyi gelen her şey şifadır, bunu uygulayan şifacıdır” demişti yurt dışından gelen bir doktor. Buna da katılıyorum. Bu konuda hipnoz eğitimi alınmalı. Kitaplarda da yazıyor okunup yapılabilir ama çalıştığınız kişinin bilinçaltından ne çıkacağı ve nasıl yönlendirmeniz gerektiğini bilemeyebilirsiniz. Kendinizle çalışabilirsiniz. Zararı en fazla yanlış telkin verir, hayatınızda yansımasını alırsanız düzeltirsiniz. Ama başkasında, onun karmasına girmiş olursunuz. Bence terapistlerde aranılacak tek şey güven duygusu. Ben de kaç zamandır uyguluyorum bu teknikleri eğer gelen kişi bana güvendiyse hemen açılıyor, yoksa açmıyor bir türlü bilinçaltını.
RÖPORTAJ TANIMLARI: Tatlım, röportajın en başına denk gelecek bir yere, senin uygun gördüğün bir formatta tanımlama olarak konulacak.
Regresyon: Kişinin zihni, rüyamsı bir durumdayken geçmişi yeniden hatırlayarak, “o an”a geri dönmesidir. Mutlu yahut can sıkıcı anları zihninde tekrar yaşayarak, hayatına ve benliğine bıraktığı etkiyi fark etmesi maksadıyla uygulanan bir terapidir. Regresyon ile hem şimdiki yaşamda geçmişe gitmek hem de geçmiş yaşamlarında geriye dönmek mümkün olabiliyor.
Progresyon: Kişinin zihni, rüyamsı bir durumdayken, hem şimdiki yaşamında hem de gelecekteki yaşamlarında ileri giderek, bulunduğu duygu ve düşünce durumunun etki ve sonuçlarını fark edebildiği bir terapi yöntemidir. Bu terapi yöntemi, kişinin duygu ve düşüncelerinin olumlanması üzerinde son derece etkili olabiliyor.
Hipnoz: Her ne kadar uyku hali gibi bilinse de, yapılan bilimsel araştrmalar hipnoz ile ulaşılan zihinsel durumun, uyanık bir zihnin beyin dalgalarıyla aynı olduğu sonucunu çıkarmıştır. Hipnoz günümüzde sadece psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde değil aynı zamanda tıbbi müdahalelerde de kullanılmaktadır.
Röportaj: Serda Kranda
Bu röportaj 3.Göz Dergisi Zaman Sayısından alınmıştır.