• İçeriği

    <p>Zamanda yolculuk dendiğinde hep, fiziksel bir ortamda ileri geri gidip gelmek gelir akla. Tıpkı Geleceğe D&ouml;n&uuml;ş filmindeki Dr.Brown&rsquo;un zaman makinesiyle yarattığı mucizeler gibi. Ya da ışınlanmak ya da başka bir şey. Biraz fantastik biraz &ldquo;neden olmasın&rdquo;cı isteklerle. Aslında diğer yandan hem ge&ccedil;mişe geri d&ouml;nmek hem de geleceğe gitmek Regresyon ve Progresyon gibi terapi y&ouml;ntemleriyle, en azından zihinsel ortamda m&uuml;mk&uuml;n kılınıyor.&nbsp;Aldığı hipnoz, regresyon ve progresyon eğitimleriyle, uzun yıllardır bu konuda danışanlarını kendi hayatlarında anlamlı bir yolculuğa &ccedil;ıkaran G&uuml;ler Pınarbaşı &ldquo;Ben bir sufiyim; uzun zamandır bu hayatın bir yolcusu, farkındalığa dair bilgilerin takip&ccedil;isiyim; &ouml;ğrenim a&ccedil;ısından -şu an yapmasam da- diplomalı ebeyim, araştırmacıyım, yazarım, hem &ouml;ğren-İ-ci hem de &ouml;ğreticiyim aynı zamanda&rdquo; s&ouml;zleriyle anlatıyor kendini. Her ne kadar fiziksel doğum &uuml;zerine eğitim almış olsa da ruhsal doğum konusundaki &ccedil;alışmalarıyla &ouml;nce kendinin sonra da karşılaştığı herkesin farkındalık yolcuğuna değer katan, &ouml;zel biri o.</p> <div>&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;g&ouml;z Dergisi ve Farkındalık Okulu Kurucusu G&uuml;ler Pınarbaşı ile ge&ccedil;mişe ve geleceğe &ldquo;bir bakıp gelmek&rdquo; &uuml;zerine konuştuk.</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>Ge&ccedil;mişin duygu y&uuml;k&uuml;, bug&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; hatta t&uuml;m hayatımızı nasıl etkiler? Gittik&ccedil;e daha korkak, daha kırılgan ya da daha saldırgan oluşumuzun, ge&ccedil;mişle kurduğumuz sağlıksız bir k&ouml;pr&uuml;yle ilgisi var mıdır? Yani aslında şunu demek istiyorum, karakterimiz sandığımız şey, zamanla geldiğimiz nokta olabilir mi?</b></div> <div>İsterseniz şuradan başlayalım: c&uuml;mleye, ge&ccedil;mişin duygu y&uuml;k&uuml; demeden, sadece &lsquo;duygu durumu&rsquo; diyelim. Kelimelerin g&uuml;c&uuml;n&uuml; duymuşsunuzdur. Duyguya &lsquo;y&uuml;k&rsquo; ilave edersek kelime olumsuz yansır. Sorudaki c&uuml;mlenin devamı da olumsuz geliyor farkındaysanız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ge&ccedil;mişte yaşadığımız iyi duygular da var. Ge&ccedil;mişte yaşanan o ana gittiğimizde, o an hangi duyguyla bezenmişse onu yeniden yaşarız. Tabii ge&ccedil;mişte yaşananlar sonucu bazı kararlar aldığımız i&ccedil;in bu karakterimize etki edebilir, d&uuml;ş&uuml;nceler sonucu yaşadığımız duygu blokajları ile alınan kararları karakterimiz sanırsak yaşamamızdaki etkileri zamanla, geldiğimiz nokta olabilir.&nbsp;Bu tekniklerle yaptığımız farkındalıklar bunları g&ouml;rmemizi sağlıyor ve duygusal sağaltımını yaparak, doğru d&uuml;ş&uuml;nce kalıplarını kullanarak değiştirtebiliyoruz.</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>Ge&ccedil;mişin bizi ele ge&ccedil;iren ve hayatımızı y&ouml;neten taraflarını nasıl ehlileştiriyoruz. Belki ehlileştirmek doğru kelime değildir ama &ldquo;ge&ccedil;mişten gelen duygu ve d&uuml;ş&uuml;nce y&uuml;k&uuml;nden&rdquo; nasıl kurtarıyor bizi Regresyon?</b></div> <div>Benim y&ouml;ntemim sadece fark etmektir. Bu konuda &ouml;ncelikle nasıl ele ge&ccedil;irildiğimizi ve hayatımızı y&ouml;nettiğini fark etmemiz lazım. Yine &lsquo;y&uuml;k&rsquo; kelimesine takılacağım ve onu alıp yerine farkındalığı koyacağım. Duygu ve d&uuml;ş&uuml;ncelerin bizi nasıl etkilediğini anlamak &ouml;zellikle olumsuz olanların y&uuml;klerinden kurtarabilir, geleceğe y&ouml;nelik bizi etkileyen engellere karşı farkındalığımızı artırır. Gelecekteki engeller enerjimizi &ccedil;ekiyor. Eğer iz s&uuml;rmeye devam edersek engellere &ccedil;&ouml;z&uuml;mler bulabiliriz.&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>Regresyon i&ccedil;in Hipnoz şart mıdır?</b></div> <div>Regresyon; ge&ccedil;miş yaşam terapisine verilen isimdir. Bu yaşam değil, bundan &ouml;ncekileri kapsar. Bunu algılamak ve bu algıyı kabul etmek i&ccedil;in &ouml;ncelikle &ouml;ld&uuml;kten sonra yeniden doğuma (reenkarnasyon) inanmak gerekir. Bu kafa karıştırıcı bir bilgi, bu kadar da değil; derinliğine girmek gerekir. Ben inanıyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; deneyimledim. Hipnoz şart mı? Bu bir teknik, ge&ccedil;mişe ve hatta geleceğe gitmek i&ccedil;in de kısaca zaman &ccedil;izgisinde y&uuml;r&uuml;mek i&ccedil;in terapi ama&ccedil;lı hipnoz tekniğini kullanıyorum.&nbsp;Aldığım hipnoz eğitimi ve uygulamalarla geliştirdiğim bir tekniğim var. Aslında basit bir y&ouml;ntem ama algıdaki &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemesi y&uuml;ksek. Perdeyi kaldırıp b&uuml;t&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;rmek buradaki ama&ccedil;.</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>Regresyon&rsquo;un duygu sıkışmalarını kaldırdığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z anda şahsi yaşam algımız k&ouml;kten değişiyor mu? Hayatımızı etkilen insanlara olan d&uuml;ş&uuml;ncelerimiz, tavırlarımız? Bu t&uuml;rden kararlar aldırabiliyor mu?</b></div> <div>Evet hayatımız k&ouml;kten değişiyor. &ldquo;Bir anlık farkındalık, y&uuml;zyıllık karanlığa bedeldir&rdquo;, demiş Buda. Bu y&uuml;zden ge&ccedil;mişte ifade edilmemiş duygu sıkışmasını serbest bıraktırdığımızda o bir anlık farkındalık inanılmaz bir rahatlamayı sağlıyor. Ve en g&uuml;zeli de kalıcı bir rahatlama.</div> <div><b>&nbsp;</b></div> <div><b>Hipnoz ile hi&ccedil; bilmediğimiz/hatırlamadığımız şeyler de ortaya &ccedil;ıkabilir mi? Bu, g&ouml;ze alındıktan sonra; baş edilmesi gereken yeni duygusal yıkımları da beraberinde getirir mi?</b></div> <div>Evet &ccedil;ıkabiliyor, hatırlamadığımız, hatırlamak istemediğimiz, &uuml;st&uuml;n&uuml; &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z şeyler&hellip; Hipnozu bunun i&ccedil;in yapıyoruz zaten, hedefimiz bu; bilin&ccedil;altına bilin&ccedil;li şekilde ulaşarak b&uuml;t&uuml;n&uuml; g&ouml;rmek. Yarı uyanık hal dediğimiz (sabah yatakta uyandığımız zamanki hal) durum ile bu dalga boyu frekansına ulaşabiliyoruz. Uygulamalarımın birinde bir şey dikkatimi &ccedil;ekmişti. Kişinin gen&ccedil;lik zamanlarına gittik. A&ccedil;lık orucu tutan bir grup gen&ccedil;le olan birlikteliğine gitti kişi. Siyasi bir d&ouml;nemdi ve arkadaşlarıyla bir yemin etmişler. S&ouml;ylemedi&hellip; Orada o yeminin g&uuml;c&uuml;n&uuml; g&ouml;rmek enteresandı, ağladı &ccedil;ok ağladı ama s&ouml;ylemedi oradaki sırrı&hellip; Ben de ısrar etmedim, &ouml;nemli olan onun farkındalıkla bu y&uuml;k&uuml; ge&ccedil;miş zamandaki bu anıdan getirdiğini idrak etmesiydi &ccedil;&uuml;nk&uuml;. İşte, dediğiniz gibi: &ldquo;Bunun g&ouml;ze alınması&rdquo; konusu &ccedil;ok &ouml;nemli. Bug&uuml;ne kadar hipnozun insanlarımıza doğru tanıtılamamış olması, insanların gereksiz korkularını tetiklemekte ve b&ouml;ylesine etkili tekniğin kullanımından vazge&ccedil;irmekte ya da korkutmakta &ccedil;oğu insanı. Yaptığım bir hipnoz sonrası dışarıda bir grup vardı, merak edip uygulanan kişiye sorduklarında aldığım geri bildirimi sunayım: &ldquo;Hipnozda uyumadım, ger&ccedil;ekten uyandım!&rdquo; dedi. Hipnoz tekniği adını, &lsquo;Uyku Tanrısı&rsquo; Hipnosis&rsquo;den&nbsp;alsa da aslında farkındalığı ger&ccedil;eğe uyandıracak denli g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğunu s&ouml;yleyebilirim. Baş edilmesi gereken duygusal yıkımlar seans sırasında tamir edildiğinden sonrası sadece farkındalığın takibine kalıyor. Korkacak bir şey yok&hellip; &Ouml;nemli olan yıllardır taşıdığımız duygusal bavulunuzu bırakmak. Karar vermek lazım; ya zamanla bilmeden oluşturduğunuz duygusal bavulunuzu i&ccedil;indeki gereksiz şeylerle taşıyacaksınız ya da cesurca bilin&ccedil;altına girip bilin&ccedil;li bir şekilde ge&ccedil;mişin sizi etkileyen anılarıyla y&uuml;zleşeceksiniz, bu son olacak ve rahatlayacaksınız...&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>A&ccedil;ığa &ccedil;ıkan şeylerle nasıl baş ediliyor? Bu noktadan sonra regresyon nasıl işliyor? </b></div> <div>A&ccedil;ığa &ccedil;ıkan şeyler bir bulut gibi d&uuml;ş&uuml;nebilirsiniz; şekil değiştiriyor, u&ccedil;up gidiyor. Zaten yoktu, kişi onu şekillendirmişti. Baş etmek değil, sadece fark etmek var. Bu durumu şu &ouml;rnekle daha iyi a&ccedil;ıklayabiliriz: Birinin bir filmi izlerken &ccedil;ok etkilendiğini d&uuml;ş&uuml;n; &ouml;zellikle de bir sahnesinden &ccedil;ok etkileniyor; 2. 3. 4. 5. kez seyrettiğinde aynı sahnede aynı etkileşimi yaşıyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu yaşamında ya da daha &ouml;nceki ge&ccedil;miş yaşamlarında bu etkiyi aldığı &ouml;nemli bir anını tetikliyor. Bu y&uuml;zden orada s&uuml;rekli o duyguya giriyor, etkinin g&uuml;c&uuml; bu y&uuml;zden. İşte hipnozda bu etkiyi ortadan kaldırmak m&uuml;mk&uuml;n. O zaman kişi bu filmi tekrar seyrettiğinde, o sahnede aynı tepkiyi g&ouml;sterme durumu kalıcı olarak ortadan kalkıyor.</div> <div>Hipnoz, danışmanlıklarımda &ccedil;ok sık kullandığım bir tekniktir. Regresyon, ge&ccedil;miş yaşam terapisinin adı ama ge&ccedil;miş yaşam tanımlaması zamanda &ouml;ylesine etkin ki, bu r&ouml;portaja başladığımız andan şimdiye kadar olan zaman da ge&ccedil;miş zaman oldu, &ouml;yle değil mi?</div> <div>Regresyonda ge&ccedil;miş yaşamlarda benim deneyimlerim şunlar oldu; ilki İsko&ccedil;ya&rsquo;da &ccedil;ok &ccedil;ocuklu bir aileye sahibim, fakiriz ve hastalıktan &ouml;ld&uuml;m. Sonra Uzakdoğu&rsquo;da rahibe-fahişe olduğum zamana da gittim. Sokaklarda k&ouml;t&uuml; bir şekilde &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;m&uuml; g&ouml;rd&uuml;m, a&ccedil; kaldığım zamanlar; yerli bir kabilede tecav&uuml;z yaşadığım zamanı; Hindistan&rsquo;da kocam &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in yakılarak &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;m&uuml; g&ouml;rd&uuml;m. &Ccedil;in&rsquo;de &ccedil;ok yaşlı ama saygın bir adam ve yaşlılıktan &ouml;lerek biten bir hayatım olduğunu g&ouml;rd&uuml;m&hellip; Yeter mi? Ben bu yaşamımda bunların hi&ccedil;birini yaşamadım ama korkusu hep ensemdeydi. Farkındalık konularına girince rahatladım. Araştırmalarımı s&uuml;rd&uuml;r&uuml;nce ben de eğitmen ve uygulayıcı olmaya başladım. Benim uygulamalarımda ise Orta&ccedil;ağ&rsquo;a gidenler oldu; savaşta &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;renler v.b yaşam deneyimleri işte&hellip; Hoşuma giden ise işlenen konular aynı gibi g&ouml;r&uuml;nse de herkesin zihni yorumlarında kendine &ouml;zg&uuml; ilgin&ccedil; anlamlar veriyor. Bunun zenginliği varoluşumuza hayretimi artırıyor&hellip;</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>Progresyon nedir?</b></div> <div>İnternette araştırma yaptım, genelde bağışıklık sistemi zayıf hastaların hastalığının ilerlemesini anlatmak i&ccedil;in kullanılan bir kelime. Biz bunu kendi konumuzda aynı şekilde kullanıyoruz; İlerleme&hellip; Zamanda kullanırsak; regresyona, ge&ccedil;miş yaşam diyorsak, progresyona da gelecek zamanda ilerleme diyoruz.</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>Gelecek yaşamlarda ileri gitmek ile şimdiki yaşamda ileri girmek, terapi i&ccedil;inde nasıl ayırdediliyor? Yani kişi bir tercihte mi bulunuyor yoksa o an kişi nereye ilerlerse oralar mı yaşanıyor? </b></div> <div>Bu g&uuml;zel bir soru. Şimdi ben kendi tanımlarımla cevap vereyim; regresyonu anlatırken de s&ouml;ylemiştim, ge&ccedil;miş yaşam derken orta &ccedil;ağ da ge&ccedil;miş yaşam d&uuml;n de, bu r&ouml;portaja başladığımız zaman da ge&ccedil;mişte kaldı bile. Aynı mantığı burada da kurabiliriz; şimdiki zamanda ileri gitmek bir an sonrası, bir saat ya da bir g&uuml;n derken; gelecek yaşamda ilerlemeyi&nbsp;bir yıl, 10 yıl, 20&nbsp;yıl&hellip; &Ouml;l&uuml;m sırası ve de sonrası olarak d&uuml;ş&uuml;nebiliriz.&nbsp;Regresyonda da aynı sıralama var, bu sefer ge&ccedil;mişe doğru gidiliyor. 1 g&uuml;n &ouml;ncesi 10 yıl 20 yıl, bebeklik, doğum sonrası, doğum esnası, rahimdeki zaman ve &ouml;ncesi&hellip; Ve ondan &ouml;ncesi&hellip; Ve ondan bir &ouml;ncesi daha&hellip;</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>Ge&ccedil;miş ve gelecek arasındaki bu yolculuklarda, kişi t&uuml;m olup biteni kendisi mi &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;g&ouml;r&uuml;yor yoksa siz mi anlatıyorsunuz?</b></div> <div>Benim yaptığım uygulamada kendisi g&ouml;r&uuml;yor, ben anlatırsam kendi vizyonum, hayal g&uuml;c&uuml;m karışabilir. Kendisi g&ouml;r&uuml;rse idraki ve farkındalığı o denli y&uuml;ksek olur. Enerjisini daha verimli kullanır.</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>Progresyon terapisi, kişinin geleceği g&ouml;rmesinin ardından g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; yaşama etki edebiliyor mu? Sonuca katkısı var mı yoksa s&uuml;reci daha olumlu hale getirmek mi maksat?</b></div> <div>İlk amacı s&uuml;reci olumlu hale getirmek diyebiliriz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ge&ccedil;mişte yaşanmış olumsuz anılarla kurgulanmış gelecek yaşam ne kadar olumlu olursa olsun kaygıyı, kuşku ve korkuyu yanında getirebilir. Sonu&ccedil;ta bu terapilerin etkisi ile zihni olumlu y&uuml;klemeyi başararak geleceğe dair vizyonu da olumlu y&ouml;ne &ccedil;ekebilir. Sonuca katkısı var, olumlu d&uuml;ş&uuml;nmeyi başaramayan zihne bir s&uuml;re olumlu d&uuml;ş&uuml;nmenin rahatlığını yaşattığınızda kişi bundan sonrasında da bilin&ccedil;li bir şekilde talep etmeye başlıyor. &nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>İnsanların bu terapilere başvurma nedenleri nelerdir? Bir başka deyişle kimler regresyon/progresyon terapisi almalı?</b></div> <div>Regresyon- ge&ccedil;miş yaşamın terapide kullanılma sebebi, sorunun k&ouml;kenine bu yaşamda girilememişse ge&ccedil;mişte aranabilir. Magazin merakı y&uuml;z&uuml;nden de talep edilebiliyor. Ge&ccedil;miş yaşamda ne olduğunu bilmek bir rahatsızlık i&ccedil;in değilse &ccedil;ok &ouml;nerdiğim bir şey değil, orada ge&ccedil;en zaman bile şimdiki anı yaşamak i&ccedil;in bir kayıp bence. Progresyon- gelecek yaşam terapisinde ise ge&ccedil;miş referansıyla geleceği d&uuml;ş&uuml;nmek ve adım atmaktan &ccedil;ekinmeye sebep olabiliyor. Bu konuda ş&ouml;yle bir uygulama &ouml;rneğim var; bir bayan gelmişti yeni evli &ccedil;ocuk sahibi oluyorlar ama kadıncağız korkuyor; doğumdan,&nbsp;bebeğe bakamayacağından, ortamın g&uuml;vensizliğinden, kendi yaşadıklarından referans alıp geleceğini iyi oluşturamayacağından vb. Bu terapi sonrası bebek ile ge&ccedil;irdiği zamana gitti, &ouml;ncelikle hamilelik d&ouml;nemine, doğuma, oradan bebek kucağında evine gidişine&hellip; O kadar canlı yaşadı ki; geleceğe yansıttığı korkuların anlamsızlığını g&ouml;rd&uuml; ve geleceğin olumlu da olabileceğini algıladı. Rahatladı. Her iki zaman dilimi de yok. Ama eğitimsiz zihin, hakimiyeti elinden ka&ccedil;ırmış bireyi mahvediyor. Bir&ccedil;ok şimdiki zaman heba oluyor. Bu terapiler kişinin bu gereksiz kaygılarını yok etmesine yarıyor ve zihnine şimdiki zamandan başka zamanın &ouml;nemi olmadığını hatırlatıyor.</div> <div>Kimler almalı dersek: Panik atak hastaları, manik depresifler, anlamsız fobileri olanlar, s&uuml;rekli tekrar eden korku, kuşku, gelecek kaygısı sahipleri, bağımlılık sorunu olanlar, s&uuml;rekli bir şeylerini kaybedenler&hellip; Kısaca her şeyin zihinde başladığını ve d&uuml;zenlenebilir olacağını algılayabilenler&hellip; Ben 3 aşamalı bir terapi s&uuml;reci uyguluyorum: Ge&ccedil;miş zaman- şimdiki zaman- gelecek zaman odaklı 3 seans sorunları &ccedil;&ouml;zmeye yeterli oluyor.</div> <div><b>&nbsp;</b></div> <div><b>&nbsp;</b></div> <div><b>&nbsp;Bu terapileri uygulayan kişilerin alması gereken eğitimler var mı? Bu terapileri &nbsp;&nbsp;&nbsp;deneyimlemek isteyen kişiler, terapistlerde hangi &ouml;zellikleri aramalı?</b></div> <div>Bence var. İnsanla ilgili her konuda eğitim almak gerekliliği gibi. Bir tıp sempozyumunda dinlemiştim, &ldquo;insanın sorununa iyi gelen her şey şifadır, bunu uygulayan şifacıdır&rdquo; demişti yurt dışından gelen bir doktor. Buna da katılıyorum. Bu konuda hipnoz eğitimi alınmalı. Kitaplarda da yazıyor okunup yapılabilir ama &ccedil;alıştığınız kişinin bilin&ccedil;altından ne &ccedil;ıkacağı ve nasıl y&ouml;nlendirmeniz gerektiğini bilemeyebilirsiniz. Kendinizle &ccedil;alışabilirsiniz. Zararı en fazla yanlış telkin verir, hayatınızda yansımasını alırsanız d&uuml;zeltirsiniz. Ama başkasında, onun karmasına girmiş olursunuz. Bence terapistlerde aranılacak tek şey g&uuml;ven duygusu. Ben de ka&ccedil; zamandır uyguluyorum bu teknikleri eğer gelen kişi bana g&uuml;vendiyse hemen a&ccedil;ılıyor, yoksa a&ccedil;mıyor bir t&uuml;rl&uuml; bilin&ccedil;altını.</div> <div>&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div>R&Ouml;PORTAJ TANIMLARI: Tatlım, r&ouml;portajın en başına denk gelecek bir yere, senin uygun g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n bir formatta tanımlama olarak konulacak.</div> <div><b>Regresyon:</b> Kişinin zihni, r&uuml;yamsı bir durumdayken ge&ccedil;mişi yeniden hatırlayarak, &ldquo;o an&rdquo;a geri d&ouml;nmesidir. Mutlu yahut can sıkıcı anları zihninde tekrar yaşayarak, hayatına ve benliğine bıraktığı etkiyi fark etmesi maksadıyla uygulanan bir terapidir. Regresyon ile hem şimdiki yaşamda ge&ccedil;mişe gitmek hem de ge&ccedil;miş yaşamlarında geriye d&ouml;nmek m&uuml;mk&uuml;n olabiliyor.</div> <div><b>Progresyon:</b> Kişinin zihni, r&uuml;yamsı bir durumdayken, hem şimdiki yaşamında hem de gelecekteki yaşamlarında ileri giderek, bulunduğu duygu ve d&uuml;ş&uuml;nce durumunun etki ve sonu&ccedil;larını fark edebildiği bir terapi y&ouml;ntemidir. Bu terapi y&ouml;ntemi, kişinin duygu ve d&uuml;ş&uuml;ncelerinin olumlanması &uuml;zerinde son derece etkili olabiliyor.</div> <div><b>Hipnoz:</b> Her ne kadar uyku hali gibi bilinse de, yapılan bilimsel araştrmalar hipnoz ile ulaşılan zihinsel durumun, uyanık bir zihnin beyin dalgalarıyla aynı olduğu sonucunu &ccedil;ıkarmıştır. Hipnoz g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde sadece psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde değil aynı zamanda tıbbi m&uuml;dahalelerde de kullanılmaktadır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>R&ouml;portaj: Serda Kranda</div> <p><em>Bu r&ouml;portaj 3.G&ouml;z Dergisi Zaman Sayısından alınmıştır.</em></p>

    Devamı »
    Röportajı Yapan Serda Kranda
    Röportajı Veren Güler Pınarbaşı
    Okunma Sayısı: 20
    Yorum : 80
  • İçeriği

    <p><em><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><strong><img height="401" align="right" width="350" src="/Content/userfiles/image/amirt.jpg" alt="" />Siz bizleri Osho&rsquo;yla tanıştıran kişilerin başında geliyorsunuz. Osho sizin yaşam yolunuzu ve bi&ccedil;iminizi değiştirmenize neden olan kişi. Osho&rsquo;da neyi g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z? Onu diğer b&uuml;y&uuml;k adamlardan farklı kılan ne?</strong></span></em></p> <div>Osho hakikaten hayatımın akışını değiştiren kişidir. Osho&rsquo;da neyi g&ouml;rd&uuml;m? Osho&rsquo;da kendimi g&ouml;rd&uuml;m. Bana beni g&ouml;sterdi. Bana ayna oldu. Osho&rsquo;ya kadar bana hep olmadığım şeyler olduğum s&ouml;ylenmiş ve ona inanmam istenmişti. Kimse bana hakikaten kim olduğum ne olduğum hakkında hi&ccedil;bir ipucu vermemişti. Osho&rsquo;yu okumaya başlar başlamaz ruhum onu algılamıştı. Daha ilk paragrafın sonunda artık hayatımda hi&ccedil;bir şeyin aynı olmayacağına ilişkin bir i&ccedil; g&ouml;r&uuml; oluşmuştu: İlk g&ouml;r&uuml;şte aşk anlayacağınız. Aşk denilebilir ancak buna sanırım. Bir varlık karşısındakinde kendi varlığını g&ouml;r&uuml;yor. Herhalde aşkın tanımlarından birisidir bu. B&ouml;ylelikle iki ayna karşılıklı durduğunda erişilen o sonsuzluk m&uuml;mk&uuml;n oluyor.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Sorunun ikinci kısmını da aslında b&ouml;ylelikle biraz da olsa yanıtlamış oldum sanırım. Diğer &ldquo;b&uuml;y&uuml;k adamlar&rdquo;a baktığımda onları g&ouml;r&uuml;yordum Osho&rsquo;ya batığımda ise kendimi. Ruhumun en derinliklerinin hi&ccedil; erişememiş olduğum karanlıklarının dahi aydınlanmış olduğunu, g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale geldiğini hissettim, oralara indim, oraları keşfedip oraları varlığımın entegre olmuş bir par&ccedil;ası haline getirdim. Beni sahte kimliklerimden ayırıp &ccedil;ırıl&ccedil;ıplak varlığımla baş başa bıraktı. Diğer &ldquo;b&uuml;y&uuml;k adamların&rdquo; yapmaya &ccedil;alıştığı şey ise bana ait olmayan başka başka kimlikleri bana yapıştırmaya &ccedil;alışmaktı.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bir başka deyişle diğer &ldquo;b&uuml;y&uuml;k adamların&rdquo; yaptıklarını temizleyen kişi oldu Osho, onların verdiği zararları onarmama yardım ve rehberlik etti. Varlığımı saflaştırmama yol a&ccedil;tı.</div> <div>&nbsp;</div> <div><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong>Meditasyonlar bir nevi re&ccedil;ete gibi midir? Arızalı ve hasarlı yanlarımızın tadilatında ne t&uuml;r faydalar umabiliriz?</strong></em></span></div> <div>&nbsp;</div> <div>Meditasyonun ne olacağı onu yapan kişinin ondan ne beklediğine g&ouml;re değişecektir; hayattaki diğer pek &ccedil;ok şey gibi. Meditasyon kendi başına bir varlık değildir. Onu tecr&uuml;be eden insanın durumundan, hazırlık d&uuml;zeyinden, niyetinden bağımsız değildir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bu anlamda genel bir re&ccedil;ete değildir. Herkesin her belli durumda yapıp da eşit faydayı alacağı bir ara&ccedil;, bir ila&ccedil; değildir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Meditasyonun t&uuml;m faydası ondan fayda sağlamak arzusu bırakıldığında ortaya &ccedil;ıkan yan &uuml;r&uuml;nlerdir. Meditasyonu şu ama&ccedil;la, şu şekilde uygulayınca, şu sonu&ccedil; &ccedil;ıkar dediğinizde onu zaten bildiğiniz, tanımlayabildiğiniz ve sonu&ccedil;larını kontrol edebildiğiniz bir s&uuml;rece indirgemiş olursunuz. Ki bunu sadece zihninizle bilebilirsiniz ve kontrol edebilirsiniz.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Meditasyon ise nihayetinde bir zihinsizlik halidir. Bir boşluk halidir. Egosuzluk halidir. Re&ccedil;eteye indirgendiğinde artık o şey meditasyon olarak nitelendirilebilecek &ouml;zelliklerini yitirmiş olacaktır. O artık bir ara&ccedil;tır. Meditasyon ise s&uuml;recin kendisidir. Arızalarımızı, hasar g&ouml;rm&uuml;ş yanlarımızı kabul etmekle ilgili bir şeydir, onları d&uuml;zeltmekle alakalı bir şey değildir. Meditasyonda, olan her şeyi tam olarak olduğu gibi tecr&uuml;be ederiz. Gelen ve olan hi&ccedil;bir şeyden ka&ccedil;ınmaz onu d&uuml;zeltmeye &ccedil;alışmayız.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Biz kendi varlığımızda bir şeyleri d&uuml;zeltmeye &ccedil;alıştığımızda yaptığımız şey başımıza gelen olayları reddetmektir. O olan şeylerin olma sebeplerini ve koskoca bir insanlık tarihinin zincir gibi birbirine bağlı halkalarını kopartmak ve kendimizi o etkilerin yanlış olduğu varsayımıyla bu zincirden ayırıp soyutlamak isteriz.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Oysa sorunun kendisi tam olarak budur: Kendi kaderimizi, hayatımızı, onu oluşturan &ouml;ğelerin b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml; kabullenmek ve anlamaya &ccedil;alışmaktansa onun bir kısmını almayı; istemediğimiz kısımları ise atıp onlardan kurtulmayı isteriz. Bu da varlığımızın ve varoluşun bazı kısımlarını kabullenmemek demektir. Ondan kendimizi daha b&uuml;y&uuml;k hissetmek demektir. Se&ccedil;me şansımız olduğu gibi bir yanılsamaya kapılmak demektir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>T&uuml;m yarılmayı ve t&uuml;m ikilikleri, zıtlıkları bu tavır oluşturur. Egonun k&ouml;keni budur. Ego olmayan bir g&uuml;ce sahipmiş gibi davranmaktır. Buna k&ouml;rlemesine inanmaktır. Hayatımızın bambaşka olabileceğine ve bu d&uuml;nyanın bize karşı olduğu i&ccedil;in buna izin vermediğine inanmaktır&hellip;</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bu &ccedil;ocuksu tavırdan beslenir egomuz. Ve meditasyon bu hastalıklı ruh halini beselemediği gibi bizzat bu tavrı ortadan kaldırmak i&ccedil;in vardır. Dolayısıyla meditasyon hastalıklarımızı onarmaz hastalığın kendisini ortadan kaldırır. Ama bunu yaparken sadece hastalığı değil hastanın kendisini de ortadan kaldırır. Arızalarla uğraşmaz ve arıza oluşturan mekanizmanın ta kendisini ortadan kaldırır. Egoyu yok eder ve ortada hastalanacak, hastalık &uuml;retecek, arıza yaratacak yahut arızalanacak bir şey kalmaz.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Geriye kalan yeg&acirc;ne şey sağlıktır. B&uuml;t&uuml;nl&uuml;kt&uuml;r. Tamlıktır. Akışın kendisidir. Katılaşacak bir şey yoktur.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Eğer egonuzu ve sınırlamalarınızı ve hastalıklarınızı bırakmaya istekliyseniz meditasyondan uzun vadede bir fayda bekleyebilirsiniz. Ama onarmak derseniz, tavsiye etmem. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onarılacak olan şey sizin egonuz olduğu s&uuml;rece ona hizmet etmeyecektir.</div> <div>&nbsp;</div> <div><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong>Kişi, hangi meditasyonun hangi durumlar i&ccedil;in daha yerinde olduğuna kendi karar verebilir mi? Yoksa doktor hasta ilişkisi gibi bir sistem var mı? </strong></em></span></div> <div><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong>&nbsp;</strong></em></span></div> <div>Bu aslında olduk&ccedil;a genel bir soru ve &ccedil;ok spesifik bir cevabı olamaz. Bunun anlamı şudur: Bu yanıt sizin hangi gelenekten geldiğinize, hazırlık durumunuza, samimiyetinize, kullanacağınız tekniğin &ouml;zelliğine ve bunun gibi binlerce fakt&ouml;re g&ouml;re değişebilir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Doktor-hasta değilse de bir m&uuml;rşit-m&uuml;rit ilişkisine dayanan binlerce sistem var; t&uuml;m d&uuml;nyadan bahsediyorsak&hellip; Eğer sorunuzu Osho meditasyonları bağlamında cevaplamak gerekirse b&ouml;yle bir sistem olmadığını s&ouml;ylemem gerekecektir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Osho bir pınar misali pek &ccedil;ok meditasyon ve terapi tekniğini, pek &ccedil;ok bilgiyi, bol bol ilhamı t&uuml;m insanlığın &uuml;zerine yağdırmaktadır. Kişi ne kadar susamışsa o kadarını i&ccedil;ecektir. Faydalanacak, susuzluğunu giderecek ve gidecektir. Tekrar susarsa tekrar gelip yeniden susuzluğunu giderecektir. İsterse orada kalıp suya girecek onunla yıkanacaktır. İsterse de kendisi de eriyip sıvı hale ge&ccedil;erek, o da daha aşağılara doğru akmak i&ccedil;in suyu nicelik ve nitelik olarak &ccedil;oğaltacaktır. Bu giderek bir &ccedil;ağlayana d&ouml;n&uuml;şecek ve daha uzaklara ve daha da derinlere doğru inecektir&hellip;</div> <div>&nbsp;</div> <div>İnsanlık artık &ccedil;ok &ccedil;eşitlenmiş olduğundan ve her d&uuml;zeyden, her koşullanmadan ge&ccedil;miş insan artık meditasyonlara erişebildiğinden bu se&ccedil;imi Osho kişinin kendisine bırakmıştır. Onlarca meditasyon ve terapi tekniğinden kişi deneyerek, yaşayarak kendi varlığıyla bunları test etmelidir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Meditasyon yoga gibi değildir. Meditasyon kişisel bir yoldur, bilimsel değildir. Meditasyon teknikleri bilimsel olabilir ―ki Osho, meditasyonları hep insanlarla deneyerek ve o denemelerin yarattığı etkileri g&ouml;zlemleyerek m&uuml;kemmelleştirmiştir. Ancak o meditasyonlardan kişinin alacağı şey kişinin kendisinden bağımsız değildir. Osho kendi yarattığı ve &ouml;nerdiği meditasyonların denenmesini ve en az 21 g&uuml;n denemesini ve sonra o tekniğin ger&ccedil;ekten uygun olup olmadığı kişinin kendisinin bir anda fark edeceğini s&ouml;ylemiştir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Ancak eğer bir ermişin m&uuml;ridi olma ayrıcalığına sahipse kişi ustasının ona s&ouml;ylediği şeyi yapması en doğrusudur. Bu pek &ccedil;ok gereksiz deneme-yanılma s&uuml;recini atlama şansı verecektir.</div> <div>&nbsp;</div> <div><em><strong><span style="color: rgb(128, 0, 128);">İnsanların &ccedil;oğu bir şeylerden şik&acirc;yet&ccedil;i. T&uuml;m yakınmaların ardında aslında kişinin kendi ruhsal, fiziksel ve zihinsel durumu a&ccedil;ığa &ccedil;ıkıyor. Bir şekilde insan kendine d&ouml;n&uuml;p baktığında &ldquo;başka biri olmanın&rdquo; ipu&ccedil;larını arıyor. İnsan değişince, hayatı değişir mi? Değişim/d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m bilincine varmak da bir başka bilin&ccedil;. Bu oluşum s&uuml;reci </span></strong></em></div> <div><em><strong><span style="color: rgb(128, 0, 128);">Nasıl ger&ccedil;ekleşiyor.</span></strong></em></div> <div>&nbsp;</div> <div>Sorunuz olduk&ccedil;a karmaşık. Ayrıca pek &ccedil;ok varsayım i&ccedil;eriyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; genel anlamıyla insanlığın durumu i&ccedil;in konuşabilmek hi&ccedil;birimizin haddine değil. Ancak, bu bazı kalıpların neredeyse herkeste ―en azından tanımış olduklarımız arasında― ge&ccedil;erli olmadığı anlamına gelmiyor&hellip; S&ouml;z&uuml;n &ouml;z&uuml;: Dediklerinizde haklılık payı olmakla birlikte pek &ccedil;ok insan i&ccedil;in bu s&ouml;yledikleriniz ve elbette benim s&ouml;yleyeceklerim ge&ccedil;ersiz olacaktır. Bunu vurguladıktan sonra sorunuzdaki halet-i ruhiyeye karşılık gelebilecek birka&ccedil; s&ouml;z s&ouml;yleyebilirim.</div> <div>&nbsp;</div> <div>En vurucu kısım sorunuzda insanın olduğundan başka bir kimse olma isteği ve bunun ima ettiği değişimlerin nasıl olacağı ve hayatımızı nasıl etkileyeceği.</div> <div>&nbsp;</div> <div>&Ouml;ncelikle değişim ve hayatın da ona g&ouml;re şekillenmesi kısmından başlayalım. Esas mesele değişim olursa daha iyi olacak bir şeymiş gibi algılanmasıdır. Yani sanki değişmeme gibi bir se&ccedil;imimiz varmış gibi d&uuml;ş&uuml;nmektir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Her an değişiyoruz zaten. Ve bizim hayat dediğimiz şey aslında bu s&uuml;rekli değişim halinin başka bir ifadesidir. Hayat ve kendimiz arasında bir ayrım olduğu varsayımı t&uuml;m bu karmaşa ve kafa karışıklıklarına sebep olmaktadır. Aslında hayat biziz ve biz de hayatın ta kendisiyiz. Bu s&uuml;rekli akış ve etkileşim sayesindedir ki canlılık m&uuml;mk&uuml;n olabilmektedir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Şimdi, kendimizi değişmeyen bir şey olarak varsayalım&hellip; Bunun olabilmesi i&ccedil;in &ccedil;evremizden b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle soyutlanmış olmak zorundayız. Kaldı ki tamamıyla uzaydan soyutlanmış bir vakumda dahi değişim olmaktadır. Orada bazı par&ccedil;acıklar g&ouml;r&uuml;n&uuml;p kaybolmaktadır. Şu evren denen koskoca varoluşun i&ccedil;erisinde herhangi bir nokta yok ki kalan diğer kısımdan soyutlanabilsin. Ve varoluşun ilk anından beridir (eğer &ouml;yle bir şey varsa) değişim dışında, d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m dışında hi&ccedil;bir şey vuku bulmamaktadır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>B&ouml;yle bir durumda insan neden kendisini sanki değişmeyebilecek bir şey gibi tahayy&uuml;l eder? Sanki değişim &ccedil;ok doğa&uuml;st&uuml; bir şeymiş gibi algılar? Değişmemek elindeymiş zanneder?</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bunu sadece ego yapabilir. Bizzat kendisi bu yanılsamayı yaratmak i&ccedil;in var olan egomuz olduğu s&uuml;rece sanki hi&ccedil; değişmeyebilirmişiz ve hatta sanki bu bir marifetmiş gibi inan&ccedil;lar oluşturabiliriz. Değişmemek i&ccedil;in diren&ccedil; geliştirebilir ve &ouml;zel &ccedil;aba harcayabiliriz.</div> <div>&nbsp;</div> <div>İnsan zaten değişmektedir. Değişmeyen şey insanın k&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r. Kendindeki ve hayattaki değişimleri algılamayan eskide kalmış sabit fikirlere tutunmaktır sorun, değişememek değil.</div> <div>Bir insanın bedeninde her an milyonlarca şey değişmektedir. D&uuml;nya ve g&uuml;neş sistemi evrende hayal bile edemeyeceğimiz bir hızla ve ivme ile hareket etmektedir. Bu evrenin kendisi asla bir &ouml;nceki anda var olan evren değildir, hızla genişlemektedir. Herhangi bir an ile bir başka an asla aynı olmamıştır ve olamaz.</div> <div>&nbsp;</div> <div>İnsanın egosu ise kendisini her şeyin her an değişip d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; bu evrende sabit kaldığı yanılsaması ile var olabilmektedir. Yani bu yanılsama ortadan kalkacak olsa ve zaten yaşanan hakikati g&ouml;rebilse o an ego tamamen ortadan kalkıverecektir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Ego denen şey, bizim &ccedil;ok yanlış bir şekilde kendimiz sandığımız şey sadece bir hayalettir. Ge&ccedil;mişte bir an belki var olmuş ama artık olmayan bir imgedir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>İnsanlar bu muazzam değişim ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mleri y&ouml;netemeyeceğini bildiği i&ccedil;in egoya ihtiya&ccedil; duyar. Bu sayede etkisi dışında kalan hakikatin kısımlarını dışarıda bırakarak kendisini s&ouml;z&uuml;m ona korumaya &ccedil;alışır. Oysa korunmaya &ccedil;alışılan şey zaten &ccedil;oktan bambaşka bir şeye d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r&hellip;</div> <div>&nbsp;</div> <div>Kısacası değişimi yaratmak değil anlamak ve onu fark etmek yeterlidir. Bunun i&ccedil;in ise insanın kendisini ve i&ccedil;erisinde var olduğu evreni egosuzca anlamaya &ccedil;alışması yeterlidir. Değiştirilecek bir şey yoktur sadece değişimin ve akışın kollarına kendini bırakabilme cesaretine sahip olmak yeterlidir. Bu g&uuml;ven duygusu da sadece meditasyon ile m&uuml;mk&uuml;n olabilecektir.</div> <div>&nbsp;</div> <div><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong>Meditasyon ile ilgili merak edilen bir şeyi &ouml;ğrenmek istiyorum. Meditasyon yapmanın k&ouml;t&uuml;/ters/ yan etkileri var mıdır? Yani meditasyon sonrasında yahut sırasında olması muhtemel tehlikeler var mıdır? Yanlış yaparsak bir şeyler ters gider mi?</strong></em></span></div> <div>&nbsp;</div> <div>G&uuml;zel bir soru. Cevap &ccedil;ok net: Meditasyon sırasında ters gidebilecek hi&ccedil;bir şey yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; meditasyon sadece olanı olduğu gibi ve olduğu kadar g&ouml;rmek ile ilgili bir şeydir. Yani hakikatin kendisini &ouml;nyargısız ve beklentisizce anlama s&uuml;recidir. Meditasyonda bir şeyin yanlış gitmesi demek hakikatin kendisinde bir şeyin yanlış olması olasılığını kabul etmek demek olacaktır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Ama insanlar meditasyonu yanlış anlayabilir. Onun adına yanlış yahut başka bir şeyi yapabilir ve bunun sonucunda ortaya &ccedil;ıkan şey hakikati algılamak değil onu &ccedil;arpıtarak yahut eksik algılamak sonucu yaratabilir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bu durumda insan ortaya &ccedil;ıkan olası etkileri beğenmeyecek yahut kabullenmek istemeyecektir. Ancak, en başta bizzat kendisi bir başka şeyi meditasyon olarak varsaymıştır yahut onu yanlış beklentilerle uygulamaya &ccedil;alışmıştır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bunu yapacak olan şey de yine insanın kendi egosudur. Kendi varoluşunu tehlikeye atacak yeg&acirc;ne şey olan meditasyonu baltalamak onun g&ouml;revidir. Meditasyon zarar vermez sadece kişi meditasyonun ona g&ouml;stereceği hakikatle yani kendi hakikatiyle y&uuml;zleşmenin yaratabileceği korkuyu hissedebilir. Ancak b&ouml;yle bir durumda da zaten kişi meditasyonu bırakacaktır: Ta ki kişi hazır olana kadar.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Meditasyonun en g&uuml;zel tarafı ona hazır olmayan hi&ccedil; kimsenin onu yapamayacak olmasıdır. Sigortalar vardır. Meditasyon sadece bireyin g&ouml;nl&uuml;yle yapabileceği ve zorla asla yaptırılamayacak bir şey olduğundan insan istemediği yahut &ldquo;zarar g&ouml;receğini&rdquo; yani g&ouml;rd&uuml;kleri onda olumsuz etki yaratacağı durumda hemen onu bırakır. O zaman anında kişi var olduğu bilin&ccedil; seviyesine d&ouml;ner ve hayatına devam eder kaldığı yerden.</div> <div>&nbsp;</div> <div><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong>Meditasyona başlamak aşamalı mıdır? Yoksa kişi, ilgisini &ccedil;eken bir meditasyonu y&ouml;nergeleri takip ederek hemen yapmaya başlayabilir mi?<img height="99" align="left" width="132" alt="" src="/Content/userfiles/image/g%C3%BCl1.jpg" /></strong></em></span></div> <div>&nbsp;</div> <div>Meditasyon kişinin gelişmesine g&ouml;re şekil alır. O nedenle nereden başlanırsa başlansın meditasyon kişinin alabileceği seviyede kalacaktır zaten. &Ouml;zellikle Osho Meditasyonları sadece talimatları okunarak ve m&uuml;zikleri edinilerek hemen yapılabilir. Hi&ccedil;bir &ouml;nkoşul yoktur. Kişinin &ouml;zg&uuml;r iradesi ve istemesi yeterli koşuldur.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Meditasyonlara şans tanımak konusunda sadece birazcık c&ouml;mert olup başlanılan tekniği en az birka&ccedil; hafta s&uuml;rekli yapmak tavsiye edilebilir. Ancak o zaman meditasyonların bizdeki etkilerini anlamamız m&uuml;mk&uuml;n olacaktır.</div> <div>&nbsp;</div> <div><em><strong><span style="color: rgb(128, 0, 128);">Biz acıyı kutsayan bir milletiz. Şarkılarımız, şiirlerimiz hatta sinemamız bile acıdan besleniyor. Komik adamları hep hafif buluyoruz. Biz &ldquo;g&uuml;lmek ağlamak getirir, &ccedil;ok g&uuml;lersen başına k&ouml;t&uuml; bir şey gelir&rdquo; gibi s&ouml;zlerle &ccedil;ocukluktan başlayarak bir şekilde kıstırılıyoruz. Toplumun g&uuml;lme algısı hakkında neler d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</span></strong></em></div> <div>&nbsp;</div> <div>Her şeyin sebepleri vardır. Bir insan topluluğu eğer acıya bu kadar yatkınsa belki de bunun sebebi acı şeyler yaşamış olmasıdır. Kaldı ki belki de bu deyişlerde birtakım hakikatler gizlidir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Ancak bazı koşullanmalar da yok değil elbette. Ancak bunun başka toplumlardan daha &ccedil;ok yahut az olduğuna kanaat getirmek olduk&ccedil;a iddialı bir ifade olur sanırım.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Ancak şunu s&ouml;yleyebiliriz ki var olan modern toplumlarda neşe, coşku, mutluluk, sevin&ccedil;, esrime gibi kavramlar ve davranışlar olduk&ccedil;a g&ouml;z ardı edilir ve bunların uluorta ifade edilmesi ve izin verilmesi &ccedil;ok tasvip edilmez.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Sizin de belirttiğiniz gibi mesele toplumun &ccedil;ocuksu olarak nitelediği bu insani &ouml;zellikler baskılanır ve maalesef i&ccedil;inden taşan sevin&ccedil;te yanlış bir şey olduğu derinlemesine bireylere erken yaşlarda işlenmiş olur.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Oysa endişeli, kaygılı, korkularla dolu, g&uuml;vensiz, &uuml;rkek bireylerden oluşma bir toplumu kontrol etmek daha kolaydır. Toplum ―herhangi bir toplum― sonu&ccedil;ta bireyin mutluluğunu değil kendi varlığını korumak &uuml;zere &ouml;rg&uuml;tlenmiştir. Toplum sadece bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Mutluluk i&ccedil;in uygun bir ara&ccedil; değildir. Mutluluk, sevin&ccedil; bireyin i&ccedil;inden, &ouml;z&uuml;nden kaynaklanır ve doğaya aittir. Neşeli ve sevin&ccedil;li olmak i&ccedil;in topluma değil doğaya ve doğal olana ihtiyacımız vardır.</div> <div>&nbsp;<a href="http://www.ucuncugoz.org/Home/AbonelikFormu"><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong><img height="344" align="right" width="275" src="/Content/userfiles/image/kapak-ocak.jpg" alt="" /></strong></em></span></a>Toplum sadece işini yapıyor. Hayatta kalmak &uuml;zerinden bireyi ve kendisini var etmeye &ccedil;alışıyor. Mesele bireysel olarak kendi sorumluluğumuz olan mutluluğun, neşenin, kahkahanın sorumluluğunu ne kadar aldığımızdır. Bunlar i&ccedil;in ne yapıyoruz? Kendimizi toplumun kurbanı gibi mi hissediyoruz? Onun bizden talep ettiği derbeder kimse olmayı kabul m&uuml; ediyoruz? Topumun bizi tutmaya &ccedil;alıştığı d&uuml;ş&uuml;k var olma g&uuml;d&uuml;s&uuml;ne mahkum mu hissediyoruz kendimizi?</div> <div>&nbsp;</div> <div>Hakikat ve onun doğal bir yan &uuml;r&uuml;n&uuml; olan sebepsiz mutluluk ve esrime halini sadece biz istersek ve ona talip olursak edineceğiz. Ve bug&uuml;ne kadar bunu bir başkasına verebilmiş hi&ccedil; ama hi&ccedil;bir kimse yahut kurum olmadı. Olamaz da! Bunu Tanrının kendisi bile yapmıyor yapamıyor&hellip; İstese hepimizi hemen şu an neşe dolu insanlar yapamaz mıydı?</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bunun i&ccedil;in r&uuml;yadan uyanmak gerek. Uyanmak i&ccedil;in istekli olmak gerek. Hi&ccedil;bir toplumun yahut ideolojinin, ekonomik sistemin ya da iktidarın vs. yapamayacağı bir şeydir bu: Mutlu olmak senin se&ccedil;imindir. Onu yaşamanı engelleyen ne varsa onu silip atmak sana kalmıştır. Ama &ccedil;ok az insan kurban pozisyonundan &ccedil;ıkmak ister. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o rahat pozisyon terk edildiğinde her şeyin sorumluluğu seni bekler.&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <p><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong>Ağlamak da kişiyi &ccedil;oklukla zayıf, g&uuml;&ccedil;s&uuml;z g&ouml;steren bir şey. Erkek adam ağlamaz, herkesin i&ccedil;inde ağlanmaz gibi ağlamayı da baskılayacak bir s&uuml;r&uuml; g&ouml;r&uuml;ş yerleşmiş durumda. Sizce duygusal tepkilerimizi bastırmak, i&ccedil; d&uuml;nyamızda nelere mal oluyor?&nbsp;</strong></em></span></p> <div>&nbsp;</div> <div>İ&ccedil;inde bizim de olduğumuz bazı insan topluluklarında &ouml;zellikle erkeklerin ama genelde yetişkinlerin ağlamasının biraz anormal ka&ccedil;tığı doğru denilebilir. Bu tarz koşullanmalar sonucunda insanlar elbette duygularını yaşamak ve onlara izin vermektense maalesef bastırmak zorunda kalmaktadır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Biz var olan herhangi bir şeyi baskıladığımızda ve onu bilincimizin dışında bir yerlere attığımızda olan şey onu orada tutmak i&ccedil;in fazladan enerji harcamak zorunda kalmamızdır. Olan hi&ccedil;bir şeyi reddedemeyiz. Bunun pek &ccedil;ok sonucu olur. Olan şeyleri reddetmenin en u&ccedil; noktası delirmektir. Zihin i&ccedil;inde bulunduğu ger&ccedil;ekliği kabullenmediğinde bunun adı şizofrenidir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bu bağlamda bakarsak duygularımızı yani bizim kendi enerjimizi baskılamak bizi en nihayetinde delirtecektir. Ve buradan bakacak olursak herkes az ya da &ccedil;ok delidir. Sadece bunun dereceleri konuşulabilir. Az deliler &ccedil;ok delilere &ldquo;deli&rdquo; der. Onların dedikleri kabul edilecektir &ccedil;&uuml;nk&uuml; sayıları daha &ccedil;oktur!</div> <div>&nbsp;</div> <div>Duygularımız bastırdığımızda d&uuml;d&uuml;kl&uuml; tencereye konan şeylere ne olursa o olur. İ&ccedil;erdeki şeyler basın&ccedil; oluşturmaya başlar. Oradaki şeylerin orada kalması giderek g&uuml;&ccedil;leşir. O basıncı dengelemek i&ccedil;in &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir karşı g&uuml;&ccedil; uygulamak gerekir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bunun anlamı insanın kendi enerjisiyle savaşması ve m&uuml;cadele etmesi demektir. Kendi kendisiyle m&uuml;cadele etmek deliliktir. Bunu yapabilmek i&ccedil;in insanın kendisini en azından ikiye b&ouml;lmesi gerekir: Bir var olan şey ve onunla m&uuml;cadele eden şey!</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bunun bizi g&ouml;t&uuml;receği şey haplarla zar-zor kendimizi &ldquo;normal&rdquo; g&ouml;sterebilecek kadar acze d&uuml;şmektir. Aynaya baktığımızda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z o sahte g&uuml;l&uuml;msemenin bize ait olmadığını bile bile psikiyatra gidip mutluluk haplarından bir kutu daha yazdırmaktır.</div> <div>&nbsp;</div> <div><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong>Ağlayan, &uuml;zg&uuml;n birini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde hemen şefkat g&ouml;steririz. Derdini &ouml;ğrenip &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulmak isteriz. Acaba ağlamak da, g&uuml;lmek gibi geldiği zaman serbest bırakılması gereken bir şey mi?</strong></em></span></div> <div>&nbsp;</div> <div>İnsanın sadece kendisi olması ve i&ccedil;inden gelen her şeyi i&ccedil;tenlikle yaşamsından bahsediyoruz. Bu bizlerin insan olma adına insan kalabilme adına yapabileceğimiz yeg&acirc;ne şeydir. Siz bana insan olmalı mıyız yoksa bir robot gibi mi yaşmalıyız diye sormuş oluyorsunuz. Olan bir şeyi, zaten hissettiğimiz bir şeyi yaşayıp yaşamama se&ccedil;eneğimiz aslında yoktur. Bunu sadece erteleyebilir ve baskılayabiliriz. Var olan hi&ccedil;bir şeyi reddedemeyiz. O vardır. Onu kontrol etmeye &ccedil;alışmak b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;aba ister. O &ccedil;abaları g&ouml;stermeye gayret ederken hayat ellerimizden kayıp gider. Biz hep arakadan yetişmeye &ccedil;alışır dururuz. Hayat geldiği gibi yaşanmak dışında bir şey talep etmez ki bizden! Bir &ccedil;ocuğa sorun bu soruyu size &ccedil;ok garip garip bakacaktır. Biz yetişkinler ise b&ouml;yle bir soru sorup ciddi ciddi yanıt arayabiliriz oysa!</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bu, sadece bu bile ne kadar doğamızdan uzak bir var oluş hali i&ccedil;erisinde aciz bir hayat s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml;n kanıtıdır. Yeniden &ccedil;ocuk olmak &ccedil;ok mu zor? O kadar saf ve kendiliğinden olmak neden zor? Bu bilmediğimiz bir şey değil ki. Onu unutmamız i&ccedil;in herkes elinden gelen her şeyi yaptı sadece. İyi de neden onlara izin verelim?</div> <div>&nbsp;</div> <div>Ancak bir şerh koymak burada da gerekmektedir. Bazı insanlar duygularına da tutunur ve onları bırakmazlar. Bu da aslında ifade edilen duygunun ardındaki esas duyguya erişmemek i&ccedil;in, o katmana dokunmamak i&ccedil;in bir ara&ccedil;tır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>&Ouml;rneğin her şey ağlayan bir insan, aşırı duygusallaşan bir insan belki de &uuml;z&uuml;nt&uuml;n&uuml;n ardındaki ger&ccedil;ek duygu olan korkuyu bastırıyordur belki de. Yahut korkunun ardındaki acıyı hissetmek istemediğinden her şeyden korkmaktadır&hellip;</div> <div>&nbsp;</div> <div>Hakiki ve spontan bir duygu gelir ve insan onu yaşar&hellip; bu duygunun, mesela ağlamak-h&uuml;z&uuml;n olsun, etkisi birka&ccedil; dakikadan fazla s&uuml;rmez&hellip;yaşanır ve biter. Ona asla tutunulmaz. Bunun en g&uuml;zel &ouml;rneği yine &ccedil;ocuklardır. Onlardan &ouml;ğreneceğimiz &ccedil;ok şey var.</div> <div>&nbsp;&nbsp;</div> <div><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong><img height="166" align="left" width="111" src="/Content/userfiles/image/mistik%20g%C3%BCk.jpg" alt="" />Osho&rsquo;nun Mistik G&uuml;l meditasyonunu bize biraz anlatabilir misiniz?</strong></em></span></div> <div>&nbsp;</div> <div>Osho&rsquo;nun Mistik G&uuml;l Meditasyonu yeniden bir &ccedil;ocuk kadar saf ve doğal bir şekilde var olabilmek i&ccedil;in bizlere sunulmuş nadide bir &ccedil;i&ccedil;ek gibidir. Baskılanmış ve katman katman tortu bırakmış pek &ccedil;ok duyguyu delip ge&ccedil;erek &ouml;z&uuml;m&uuml;zdeki t&uuml;m g&uuml;zellikleri i&ccedil;inde saklayan kabuğu kırmanın harika bir yoludur.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bu meditasyon aslında Osho&rsquo;nun deyimiyle bir meditasyon terapisidir. Yani meditasyon teknikleriyle yaratılan ve terapi işlevi de g&ouml;ren bir &ccedil;alışmadır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Toplamda 21 g&uuml;n s&uuml;rer ve her g&uuml;n &uuml;&ccedil; saatlik seanslarla devam edilir. İlk hafta bir sebep olmaksızın kahkaha atılır. Sonraki hafta yine sebepsi ağlama vaktidir artık. Son hafta ise sessizce oturulup tepelerden t&uuml;m vadiye neler oluyorsa bakılır, g&ouml;zlem yapılır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bu s&uuml;re&ccedil; muazzam derinlikte bir arınma &ccedil;alışmasıdır. Kahkahamızı bastırırken onula birlikte pek &ccedil;ok duyguyu da bastırmışızdır. Kahkaha bizdeki pek &ccedil;ok duygu katmanını &ccedil;&ouml;zecektir. Sonrasında &ouml;yle bir derinliğe gelinir ki artık ağlamak gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; atalarımızın s&ouml;ylediği doğrudur: &Ccedil;ok g&uuml;len sonunda ağlar. Her t&uuml;rl&uuml; duygu tam zıddına &ccedil;ıkar. K&uuml;reseldir. En derinine inildiğinde artık diğer tarafa ge&ccedil;ilmiş olur. Tao budur&hellip;</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bizleri birisindeyken &ouml;tekisine doğru savuran bu duyguların keşmekeşinden sonra sıra i&ccedil;imizde olan bitenleri izlemeye başlamaktır. Son haftada i&ccedil;sel g&ouml;zlem yani meditasyon artık m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Duyguların bizleri bir alta bir &uuml;ste alıp d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ark artık d&ouml;nmez. Onu yaşamış ve t&uuml;ketmiş durumdayız. Artık saflaşmış ve yeniden masum hale gelmiş olan varlığımız kristalize olmuştur.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Meditasyon bu temizlik aşamasından sonra ger&ccedil;ekten şimdi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</div> <div>&nbsp;</div> <div><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong>Mistik G&uuml;l meditasyonu i&ccedil;in ayrıntılı bir anlatım bulabilir mi okurlarımız, yoksa merkezinizde, sizin &ouml;nderliğinizde mi bunu deneyimlemeliler?</strong></em></span></div> <div>&nbsp;</div> <div>Elbette bazı detaylı bilgiler mevcut. Şahsi web sitemde bazı makaleler var. (<a href="http://www.amritsangeet.com/">www.AmritSangeet.com</a>).</div> <div>&nbsp;</div> <div>Ancak bu meditasyon terapisinin sadece bir saatlik versiyonunu da yapmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. İlk 20 dk. G&uuml;lme, sonraki 20 dk. Ağlama ve en sonunda da 20 dk. Tepedeki g&ouml;zc&uuml;..yani sessiz oturuş..</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bir saatlik meditasyon versiyonunu merkezimizde yapabiliriz ancak İstanbul koşullarında 21 g&uuml;n g&uuml;nde 3 saat bu ruh haline girip sonra da iş ya da ev hayatına d&ouml;n&uuml;p maskeleriyle yaşamaya &ccedil;alışmak olduk&ccedil;a g&uuml;&ccedil; olacaktır. Bu nedenle sadece bu enerjinin i&ccedil;inde kalınabilecek bir inziva şartları oluşmadan bu meditasyon terapisini uygulamak &ccedil;ok sağlıklı sonu&ccedil;lar vermeyebilir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bu &ccedil;alışmayı kamplar halinde yapan yabancı terapistler ve meditasyon liderleri mevcut. İtalya&rsquo;daki Miasto merkezinde ve elbette Hindistan Pune&rsquo;da bu teknikleri tecr&uuml;be etmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</div> <div>&nbsp;</div> <div><em><strong><span style="color: rgb(128, 0, 128);">Mistik G&uuml;l meditasyonu hatta genişletilirse diğer meditasyonlar bir kerede hemen etkisini g&ouml;sterir mi? Yoksa programı tamamlayıp, defalarca tekrarı gerekir mi? Kişi meditasyonun olumlu yanlarını hissetmeye ne zaman başlar?</span></strong></em></div> <div>&nbsp;</div> <div>&Ouml;ncelikle Mistik G&uuml;l meditasyon terapisidir ve terapi &ouml;ğeleri de i&ccedil;erdiğinden biraz yarı değerlendirmek gerekir. Tabi ki 21 g&uuml;nl&uuml;k inziva şeklinde yapılanı kastediyorum. Bir saatlik olanını diğer kategoride değerlendirmek daha doğru olacaktır. Şimdi, bu kadar yoğun bir s&uuml;re&ccedil;ten ge&ccedil;ince insanın pek &ccedil;ok temel paradigmasının değişebileceğini varsaymakta bir yanlış olmayacaktır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Elbette bu s&uuml;reci yaşasa bile kişi eğer hi&ccedil; orada değilse ve s&uuml;rece kendini bırakmıyorsa hi&ccedil;bir şey de olmayabilir. Bu genel anlamıyla diğer her t&uuml;rden meditasyon ve terapi tekniğinde de ge&ccedil;erlidir. Hi&ccedil;bir teknik yahut guru, terapist, usta, ermiş; hi&ccedil; ama hi&ccedil; kimseyi o kişi ger&ccedil;ekten istemiyorsa ona bir etki edemez. İnsan &ouml;zg&uuml;rd&uuml;r. Ve insan olmak tam da b&ouml;yle bir şeydir. Dolayısıyla bir insan meditasyon ya da en g&uuml;&ccedil;l&uuml; terapi &ccedil;alışmasına girse de ondan bir şey almadan ayrılma &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne sahiptir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>İnsanlar fizik ve biyoloji kanunlarına g&ouml;re işleyen ila&ccedil; tedavisinde dahi aynı girdilerle &ccedil;ok farklı sonu&ccedil;lar elde edebiliyor: Herkes aynı ilaca aynı tepkiyi vermeyebiliyor. Meditasyona bir ila&ccedil;mış gibi davransak dahi aynı sonu&ccedil;ları herkeste beklemek anlamlı olmayacaktır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Yeniden ve ısrarla tekrar etmeliyim ki meditasyonun yahut herhangi bir tekniğin insanın &ouml;zg&uuml;r iradesi &uuml;zerinde ondan bağımsız bir etkisi olamaz. Dolayısıyla eğer bir insan ilk meditasyonda aydınlanmaya hazırsa o meditasyon ona bu hizmeti sunacaktır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Ara&ccedil;ları ama&ccedil;sallaştırmamak gerekir. Meditasyona olduğundan daha başka anlamlar y&uuml;klemek onun hakiki faydalarını engelleyici etki yaratır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Meditasyon tedavi aracı değildir. Meditasyon yapıldık&ccedil;a keyif alınan bir şeydir. Aslında &ldquo;yapmak&rdquo; doğru fiil değildir meditasyonla ilgili. &ldquo;Olmak&rdquo; daha uygun ka&ccedil;ar. Meditasyon halinde olmak diyelim ona biz. Evet, meditasyon halinde olmak sadece orada olmanın keyfi i&ccedil;in yapılır. Dolayısıyla niceliksel hi&ccedil;bir şeyle doğrudan ilişkilendirilemez. Bu doğru yaklaşım değildir. Bir sevgilinin yanında olmak, onunla zaman ge&ccedil;irmek nasıl ki niceliksel bir &ouml;l&ccedil;ekle algılanamazsa meditasyon da &ouml;yledir. Meditasyon kendinizle, sadece ve sadece kendi varlığınızla ge&ccedil;irdiğiniz zamandır, o haldir&hellip; bunun hesabını insan kendisi yapabilirse yapar belki ama ben a&ccedil;ık&ccedil;ası bir şey diyemeyeceğim.</div> <div>&nbsp;&nbsp;</div> <div>Sadece &ccedil;ok &ccedil;ok genel bir şey s&ouml;yleyebilirim: Meditasyon pek &ccedil;ok insan i&ccedil;in kısa vadede faydası yahut değeri hemen anlaşılacak bir şey olmayabilir. Biraz sabır g&ouml;stermek ve sebat etmek gerekebilir.</div> <div>&nbsp;</div> <div><em><strong><span style="color: rgb(128, 0, 128);">Meditasyonların genellikle/hep (?) 21 g&uuml;n yapılması hedefleniyor. Bunun sebebi nedir?</span></strong></em></div> <div>&nbsp;</div> <div>Bunun temel sebebi herhangi bir şeyin sinir sistemimize yerleşip varoluşsal olarak bir par&ccedil;amız haline gelebilmesi i&ccedil;in gereken minimum s&uuml;renin 21 g&uuml;n olmasıdır. Aynı zamanda bu s&uuml;re sinir sistemimizde yer etmiş eski alışkanlıkların silinebilmesi i&ccedil;in de gereken minimum s&uuml;redir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Meditasyonun hem eski kalıplarımızı kırabilmesi i&ccedil;in hem de meditasyonun sağladığı faydaların ve a&ccedil;ılımların yer edebilmesi i&ccedil;in gereken s&uuml;re bu nedenledir ki 21 g&uuml;nd&uuml;r.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Eğer herhangi bir eski alışkanlıktan kurtulmak isterseniz en az 21 g&uuml;n o davranışı yapmayın kaybolacaktır. Aynı şekilde, bir meditasyonun sisteminizin bir par&ccedil;ası olmasını isterseniz bu s&uuml;re boynuca her g&uuml;n aksatmaksızın yaparsanız onu hayatınıza almış olursunuz.</div> <div>&nbsp;</div> <div><span style="color: rgb(128, 0, 128);"><em><strong>Osho, Mistik G&uuml;l Meditasyonuyla neyi hedeflemiş?</strong></em></span></div> <div>&nbsp;</div> <div><img height="134" align="right" width="92" src="/Content/userfiles/image/osho.jpg" alt="" />Osho yarattığı her teknikle ve ettiği her s&ouml;zle bizlerin tam &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe doğru y&ouml;nelmemizi ve hakikate &ccedil;ıplak g&ouml;zlerle bakabilmemizi sağlamaya &ccedil;alışır. Bu meditasyon terapisi de bunun bir istisnası değildir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>&Ouml;zg&uuml;rleşmek, t&uuml;m koşullanmalardan arınmak ve saf bir varlık olarak sadece kendimiz olmak.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Bunun dışındaki her t&uuml;rl&uuml; &ccedil;aba sadece daha fazla karmaşa ve sorun &uuml;retecektir. Kristal saflığında birer varlık olana kadar bize ait olmayan her şeyi bırakmak dışında yapılabilecek bir şey yoktur. T&uuml;m eylem ve &ccedil;aba bu y&ouml;nde sarf edilebilir. Bir kez o saf oluş haline erişildiğinde artık yapılması gereken bir şey kalmaz.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Sadece oluş vardır.</div> <div>&nbsp;</div> <div>Osho sadece ve sadece buna hizmet etmiştir, etmektedir.</div> <div>&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div>R&ouml;portaj: Serda Kranda</div> <div>&nbsp;</div> <div><a href="http://www.ucuncugoz.org/3goz_dergisi/75/3goz_ocak_sayisi_cikti">Bu r&ouml;portaj 3.G&Ouml;Z Dergisi Ocak sayısında yayınlanmıştır.</a></div> <div>&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div> <div>&nbsp;</div>

    Devamı »
    Röportajı Yapan Serda Kranda
    Röportajı Veren Amrit Sangeet
    Okunma Sayısı: 20
    Yorum : 80
  • İçeriği

    <p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 10]> <style> /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:10.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-ansi-language:#0400; mso-fareast-language:#0400; mso-bidi-language:#0400;} </style> <![endif]--></p> <p><b>&ldquo;Yeni bir d&uuml;nya ama annem burada, g&uuml;vendeyim&hellip; işte o zaman annesine bir bakış atıyor ve başını huzurla g&ouml;ğs&uuml;ne yaslayıp sakin nefesler almaya devam ediyor.&rdquo;</b></p> <div>Kocaman, anlamlı bir g&ouml;beğiniz var ve o b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e kendinizi d&uuml;nyanın en şahane varlığı sanıyorsunuz. Merak, kaygı ve heyecan. İ&ccedil;inizde b&uuml;y&uuml;yen o mis kokulu k&uuml;&ccedil;&uuml;k melek; doğup da kucağınıza verildiğinde, o meşhur ilk bakışı attığında yaşadığınız his.. Anlatılamaz.. Kızımın doğumu hayatımın en şaşaalı macerası. Kendime şaştığım, evrenin işleyişine şaştığım ve minicik bir varlığın d&uuml;nyaya gelmek i&ccedil;in verdiği m&uuml;cadeleye şaştığım, inanılmaz saatler. Keşke b&ouml;yle bir r&ouml;portaj, o zamanlar yapılmış olsaydı da; kızımın doğum sancılarını ben de bir ayin gibi yaşayabilseydim. &Ouml;nerim bu r&ouml;portajı hayat boyu saklamanız, size ya da bir başkasına mutlaka faydası olacak.</div> <div>Bize doğum hakkında daha &ouml;nce hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmediğimiz şeyler anlattı Dr.Hakan &Ccedil;oker. Bakış a&ccedil;ınız değiştiğinde, acınız hafifler ya; doğum da b&ouml;yleymiş meğer&hellip;</div> <div><b>Doğum, doktor &quot;hamilesiniz&quot; dediği an başlıyor aslında yani duygusal olarak. &Ccedil;oğunlukla strese neden olan bir d&uuml;ş&uuml;nce, sizce doğum yapmak fikri neden insanları korkutuyor?</b></div> <div>Doğum yapmak b&uuml;y&uuml;mek demek, sorumlulukların artması demek. Aslında bebeği en g&uuml;zel ve dingin ruh halinizle karşılayabilmeniz i&ccedil;in &ouml;ncelikle kendi i&ccedil;inizdeki sorunları &ccedil;&ouml;zm&uuml;ş, kendinizle barışmış olmanız gerekiyor. Aksi halde kendinizle ilgili t&uuml;m sorunları bebeğe aktarıyorsunuz.Bu y&uuml;zden nefret ettiğinizi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z annenize ait bir&ccedil;ok &ouml;zelliği bir bakıyorsunuz ki siz &ccedil;ocuğunuza ge&ccedil;irmişsiniz.</div> <div>Afrika&rsquo;da bir&ccedil;ok &ldquo;ilkel&rdquo; dediğimiz kabilelerde kadın daha oluşmamış bebeğine soruyor; &ldquo;Benim, annen olmamı ister misin? &ldquo; Eğer cevaptan tatmin olmazsa, kendisinde negatif g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &ouml;zellikleri d&uuml;zeltip sonra hamile kalıyor.</div> <div>Doğum t&uuml;m bunlarla bilin&ccedil;li ya da bilin&ccedil;siz y&uuml;zleşmek demek. Bence &ldquo;hamileyim&rdquo; mesajıyla gelen tedirginliklerin altında bunlar yatıyor. Elbette doğumla ilgili toplumsal korkular da bunun &uuml;zerine hamilelik d&ouml;nemi boyunca s&uuml;rekli ekleniyor.</div> <div><b>Hamilelere ve doğum yapmış herkese &quot;normal mi, sezaryen mi&quot; diye soruluyor. Bir hekim olarak, sizce bir fark var mı? Yani aslolan sağlıklı bir bebekle kucaklaşmak değil de bunun nasıl ger&ccedil;ekleştiği mi?</b></div> <div>Fark olmaz olur mu? &Ccedil;ok fark var. Sezaryen &ouml;ncelikle bir ameliyat. T&uuml;m ameliyatlarda olduğu gibi pek masum bir m&uuml;dahale değil, yan etkileri var. Ameliyat veya sonrasında ters gidebilecek bir &ccedil;ok istenmeyen olay olabiliyor. Bunlar arasında istenmeyen organ yaralanmaları, kısa ve uzun d&ouml;nemli karın ağrıları, ameliyat yerindeki yapışıklıklara bağlı kısırlık ve dış gebelik sorunları, ikinci bebekte artmış d&uuml;ş&uuml;k ve kanama oranları, bebekte solunum problemleri, annede artmış doğum sonrası depresyon, emzirme problemleri gibi negatif bir&ccedil;ok şeyi saymak m&uuml;mk&uuml;n. En &ouml;nemlisi d&uuml;nyada anne &ouml;l&uuml;mleri sezaryenlerde 4 kat daha fazla.</div> <div>Tabii siz sezaryen istediğinizde kimse size bunlardan bahsetmiyor. Sezaryeni hi&ccedil; bir yan etkisi olmayan kolay bir ameliyat gibi g&ouml;steriyorlar, daha doğrusu gebeler de b&ouml;yle g&ouml;rmek istiyorlar.</div> <div>Ama burada asıl vurgulanması gereken anne ve bebeğinin buluşma anı&hellip;Doğal doğumda, yani m&uuml;dahalesiz kendi haline bırakılmış bir doğumda anne ve bebeğin salgıladığı hormonlar onları bu ilk buluşmaya hazırlıyorlar. Sevgi hormonu olarak anılan oksitosin ve doğal bir ağrı kesici olan endorfin hormonları doğal doğumda anne ve bebeğinin ilk karşılaşmada birbirlerine &ldquo;aşık&rdquo; olmalarını sağlıyor. T&uuml;m tıp d&uuml;nyası doğar doğmaz bebeğin anne kucağına verilmesini savunuyor. Bu bebekler hayata daha g&uuml;venle başlıyor, daha az ağlıyor, daha kolay emiyor, daha aktif oluyorlar. Doğum anı anne ve bebekte &ouml;yle pozitif etkiler bırakıyor ki bu etkiler onların gelecekteki davranışlarını ve hayata bakışlarını değiştiriyor.</div> <div>Yalnız burada normal doğum ile planlı, isteğe bağlı sezaryeni karşılaştırdığımızı unutmayalım. Acil durumlarda yapılan&nbsp;sezaryende bu hormonlar zaten aktive olduğundan bebeklerimiz daha az etkileniyor. Planlı sezaryende ise bebek aniden alındığından gerek anne gerekse bebekler bu hormonların pozitif etkilerinden yararlanamıyor.</div> <div><b>Doğum nasıl başlıyor sizce. Normal doğum yapmış biri olarak hep merak etmişimdir, bebek ne oluyor da &quot;eh zamanı geldi, gidelim bakalım şu d&uuml;nya dedikleri şey neymiş&quot; diyor? </b></div> <div>Hala tam olarak &ccedil;&ouml;z&uuml;lebilmiş değil, ancak bir &ccedil;ok hormonun burada rol&uuml; olduğunu biliyoruz. Doğuma anne ve bebek birlikte karar veriyorlar. Burada bence daha &ouml;nemlisi &ldquo;Doğum neden başlamıyor ?&rdquo; sorusu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; eskiyle karşılaştırıldığında doğumların daha ge&ccedil; başladığını , hatta kendiliğinden başlamadığını g&ouml;r&uuml;yoruz. Korkular buna neden oluyor. Korku hem doğumu durduruyor hem de doğumda daha &ccedil;ok ağrı&nbsp;hissedilmesine neden oluyor.</div> <div>Doğum yaklaştık&ccedil;a gebelerimiz daha &ccedil;ok korkuyor. Ve beynimiz şu mesajı alıyor; &ldquo;tehlikeli bir durum var, doğum yapma!&rdquo; Bu korkuyu gerek toplum, gerekse sağlık personeli tavır ve konuşmalarıyla besliyorlar.</div> <div>Aynı durumu hayvanlarda da g&ouml;r&uuml;yoruz. Tehlike hisseden hayvanlar doğum başlamış olsa bile doğumu durdurup, daha g&uuml;venli bir yer bulduktan sonra doğum yapıyorlar. Kedileri takip edin, siz onların doğumlarını izlemek i&ccedil;in takip ettik&ccedil;e onlar yerlerini değiştirirler.</div> <div>Buradan şu sonu&ccedil; &ccedil;ıkıyor; doğum olayı daha &ccedil;ok bilin&ccedil;altımızın kontrol&uuml;nde yapılan bir eylem. Bu y&uuml;zden sağlıklı bir doğum i&ccedil;in gebelerimizin kontrol değil, gevşeme ve kendini bırakmayı &ouml;ğrenmesi gerekiyor.</div> <div><b>Normal doğumda en &ccedil;ok ağrılardan ve bebeğin gelişinde olabilecek problemlerden korkulur. Bu hem anneye&nbsp;hem bebeğe g&uuml;venmemek gibi... Siz, doğumun &quot;doğal&quot; bir durum olduğu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ndesiniz. Korkuları yok etmek i&ccedil;in neler yapıyorsunuz?</b></div> <div>Doğumda ağrılar ve k&ouml;t&uuml; tecr&uuml;belerin en b&uuml;y&uuml;k sorumlusu korkularımız. Zaten biz kurslarımızda en &ccedil;ok bu konu &uuml;zerinde duruyoruz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; korku stres hormonu adrenalini salgılatıyor. Beyin bu durumda bir tehlike olduğunu d&uuml;ş&uuml;nerek doğumu durdurmak i&ccedil;in elinden geleni yapıyor. Bu durum da ağrılı kasılmalara neden oluyor. Biz buna korku-gerginlik-ağrı &ccedil;emberi diyoruz.</div> <div>Korkunun en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanı bilgidir. Kurslarda aldıkları temel bilgiyle aslında doğumun ne kadar kolay olabileceğini, bedenin ve bebeğin bunun i&ccedil;in yaratıldığını &ouml;ğreniyorlar.Seyrettikleri doğum videolarında bunu bizzat g&ouml;r&uuml;yorlar.</div> <div>Doğumda ikinci en &ouml;nemli şey &ldquo;gevşeme&rdquo;. Gevşemeyi ve kendini bırakmayı &ouml;ğreniyorlar. Gevşeme egzersizleri onları &ccedil;ok şaşırtıyor. Aslında ne kadar gergin yaşadıklarının farkına varıyorlar. Bunların &uuml;zerine nefes &ccedil;alışmaları ekleniyor. Nefes hem bedenin hem de bebeğin enerji kaynağı. Doğru nefes almayı ve odaklanmayı &ouml;ğreniyorlar. Bu sayede doğru nefes almanın yanında, zihinlerini de meşgul tutuyorlar. Zihin meşgul olduğunda bedeni duyamıyor. Bu sayede kasılmalar daha hafif hissediliyor.</div> <div>Bunların yanında masajlar, değişik doğum pozisyonları gibi bir &ccedil;ok teknik daha devreye giriyor.</div> <div>Yani korkularla ve ağrıyla m&uuml;cadelede kadının kendine ve bebeğine g&uuml;venmesini sağladıktan sonra, doğumda g&uuml;venli bir ortam yaratılması gerekiyor. Doğumda ise en &ouml;nemlisi, bu gebeye fiziksel ve duygusal desteği sağlayacak kişilerin orada olması geliyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; doğum oradaki sorumlu sağlık &ccedil;alışanları tarafından pozitif veya negatif etkilenebiliyor.</div> <div><b>Sizce, doğum şeklini kişisel tercihler mi yoksa tıbbi gereklilikler mi belirlemeli?</b></div> <div>Bu soruya cevap vermek kolay değil. Ş&ouml;yle s&ouml;yleyeyim, eğer kişileri kendi ve bebeklerinin sağlıkları ile ilgili kararları doğru bir şekilde verebilecekleri y&ouml;nde eğitebilirsek, doğum şekli konusunda tercihlerini yapmaları yanlış olmayacaktır. Yani kişiler sadece korktukları i&ccedil;in sezaryen kararı veriyorlarsa ve bu ameliyatın etkileri hakkında hi&ccedil;bir şey bilmiyorlarsa, doğru bir karar verdiklerini s&ouml;yleyemeyiz. Tam tersi de olabiliyor. Yani bebekteki bir problemden dolayı acil sezaryen yapacağınızı s&ouml;ylediğiniz bir gebe, normal doğumda ısrar edebiliyor. Burada bebeğine zarar verme ihtimali olduğundan kişisel tercihlerini dikkate almamız yanlış olacaktır.</div> <div>Burada &ouml;nemli olan bebeği ve anne hayatını riske atmadan, verilen kararlar neticesinde gebenin doğumundan tatmin olması. Doğumdan sonra keşke tersini yapsaydım dememesi. Bunun i&ccedil;in de eğitim şart.</div> <div><b>Bize doğal doğumu anlatır mısınız? Bebek ve annenin kavuşması nasıl ger&ccedil;ekleşir?</b></div> <div>Az &ouml;nce hormonlardan bahsetmiştim. Doğal doğumda bu hormonların etkisi &ccedil;ok a&ccedil;ık bir bi&ccedil;imde g&ouml;rebiliyoruz. Eğer annemiz kendini doğuma hazırlamışsa, ıkınırken y&uuml;z&uuml;ndeki heyecan ve coşku g&ouml;r&uuml;lebiliyor. &ldquo;Hadi bebeğim..&rdquo; diye ıkınırken kurtulmaya değil, bebeğine kavuşmaya &ccedil;alışıyor.</div> <div>Biz doğar doğmaz bebeği kordonunu dahi kesmeden, derhal o doğal haliyle annenin kollarına bırakıyoruz. İşte o an her seferinde yeni bir aşka tanık oluyoruz. Hepimiz bir adım geri &ccedil;ekiliyoruz ve bu b&uuml;y&uuml;l&uuml; anı bozmamak i&ccedil;in sessiz kalıyoruz.</div> <div>Ve hormonların etkisindeki bu aktif bebek, annesinin kucağına yatınca, onun g&uuml;venli kalp atışlarını hissedip, onun alıştığı sesini duyunca &ldquo;evet&rdquo; diyor; &ldquo;yeni bir d&uuml;nya ama annem burada, g&uuml;vendeyim.&rdquo; İşte o zaman annesine bir bakış atıyor ve başını huzurla g&ouml;ğs&uuml;ne yaslayıp sakin nefesler almaya devam ediyor. Biz buna &ldquo;bebeğe ve anneye saygılı doğumlar&rdquo; diyoruz. Bu buluşma anı eğer anlattığımız gibi ger&ccedil;ekleşebilirse, ikisinin de gelecekteki hayatında &ouml;nemli izler bırakıyor. Annenin kendine g&uuml;veni artıyor. Bebek ise bu yeni d&uuml;nyaya pozitif duygularla başlıyor. Bebekteki bu pozitif etkiler yakın zamanda emmesi, b&uuml;y&uuml;mesi ve sevgi kapasitesi &uuml;zerine olumlu etkiler yaparken, ilerdeki davranışlarını da pozitif y&ouml;nde etkiliyor.</div> <div><b>Aslında bebek ne yapacağını &ccedil;ok iyi biliyor, bizim korku, kaygı ve &ouml;n yargılarımız sağlıklı olabilecek bir doğumda nelere yol a&ccedil;abilir?</b></div> <div>&Ccedil;ok doğru, bebek ve beden doğumda neler yapacağını &ccedil;ok iyi biliyorlar. Ve bunlar bilin&ccedil; değil, bilin&ccedil;altı d&uuml;zeyinde biliniyor. Bu y&uuml;zden doğumda yapmamız gereken en &ouml;nemli şey kendimizi g&uuml;vende hissetmek ve gevşek bırakmak. Rahmin &ccedil;alışmasına izin vermek.</div> <div>Beyin korku ve kaygıları&nbsp;tehlike olarak algılıyor.Tehlike durumunda doğumu hem durduruyor hem de daha ağrılı ge&ccedil;mesine neden oluyor.</div> <div>Bu y&uuml;zden doğumdan &ouml;nce hem korkularımızla tanışmalı ve &uuml;zerinde &ccedil;alışmalıyız, hem de doğum i&ccedil;in kendimize g&uuml;vendiğimiz, iletişimimizin iyi olduğu bir hastane ve doğum ekibi se&ccedil;meliyiz. Bazen odadaki fazla bir kişi bile doğumun ilerlemesine engel olabiliyor.&nbsp;</div> <div><b>Beden zihnin robotudur diyorsunuz. Doğum sancıları aslında zihinsel sancılar mıdır?</b></div> <div>Doğum aslında basit anlamda bir kas eylemi. Rahimdeki birka&ccedil; kas tabakasının uyumlu &ccedil;alışarak bebeği ilerletmesine dayanıyor. Bedenimizde normal g&ouml;revini yapan hi&ccedil;bir kasımız ağrılı &ccedil;alışmıyor. Doğum gibi bedenin yine doğal bir fonksiyonunu &uuml;stlenen bu kas grubunun &ccedil;alışırken teorik olarak aslında ağrı yaratmaması gerekiyor.</div> <div>Eğitim alan bir&ccedil;ok gebemiz doğumda baskı hissettiklerini, bazen zorlandıklarını ancak bunları acı veren ağrılar şeklinde değerlendirmenin haksızlık olacağını s&ouml;ylediler.</div> <div>Nisan ayında birlikte &ccedil;alıştığımız Laurence doğumunu evde ve doğum havuzunda yaptı. Ona da doğum sırasında sordum; &ldquo;Laurence, ağrı olmaması lazım diyorduk, sen şimdi neler hissediyorsun?&rdquo;</div> <div>Verdiği cevap &ccedil;ok ilgin&ccedil;ti; &ldquo; Her kasılmada bebeğin başının yaptığı basıncı hissediyorum. Burası bir bı&ccedil;ak sırtı gibi, dikkat etmezsem ağrı olarak algılayabilirim, ancak ben bu kasılmaları coşkuyla karşılıyorum ve bebeğimi kucağıma alma yolunda bir adım olarak g&ouml;r&uuml;yorum. Ağrı hissetmiyorum.&rdquo;</div> <div>Sonu&ccedil;ta bedenimiz zihnimizin kumandası altında ve o ne isterse onu hissedebiliyoruz. İşin ilgin&ccedil; yanıysa tanıdığımızı sandığımız bu zihnimizi eğiterek algılamalarını değiştirebiliyoruz.</div> <div><b>Seminerlerinizde &quot;Doğum yaşatma&quot; adlı bir b&ouml;l&uuml;m var, biraz a&ccedil;ar mısınız?</b></div> <div>Seminerlerde &ouml;ncelikle derin gevşemeyi &ouml;ğreniyorlar. Yapanlar bilir, kendinizi tamamen bıraktığınız ve i&ccedil;inize d&ouml;nebildiğiniz huzur veren bir teknik. &Ccedil;iftler buna alıştıktan sonra derin gevşemenin ardından onları kelimelerle bir yolculuğa &ccedil;ıkarıyoruz. Bu yolculukta evden alıp hastaneye g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor, doğumda &ouml;ğrendikleri teknikleri uygulatıyor ve sonunda doğum yaptırıyoruz. İkinci hamileliğinde gelen bir &uuml;yemiz, bu uygulama sonrasında ilk doğumundan &ccedil;ok daha ger&ccedil;ek&ccedil;i bir doğum yaşadığını s&ouml;ylemişti.</div> <div>Bunu kelimelerle, hayal kurarak yaptırıyoruz ancak beyin bunun ger&ccedil;ek olduğunu zannediyor. Tıpkı televizyonda izlediğimiz heyecanlı sahnelerde kendimizi kaptırmamız gibi. B&ouml;ylece ger&ccedil;ek doğumla karşılaştığında&nbsp;sanki ikinci kez doğum yapıyormuş gibi hissediyorlar.</div> <div><b>Takip ettiğiniz hastalarınız, sezaryen y&ouml;ntemiyle doğum yapmak istediklerinde nasıl karar veriyorsunuz?</b></div> <div>Eğer eğitimlere gelmemişlerse onlara bedenlerinin ve bebeklerinin doğal doğum ihtiyacında olduğunu anlatıyorum. Ardından doğumun ve sezaryenin olumlu ve olumsuz y&ouml;nlerinden bahsediyorum. T&uuml;m bunlardan sonra kararı onlara bırakıyorum, sezaryen kararı verirlerse saygı duyuyorum ve uyguluyorum. Ama bu sefer de en azından aktif doğumun başlaması i&ccedil;in sabretmelerini rica ediyorum. B&ouml;ylece hormonlar bir nebze de olsa aktive olduktan sonra sezaryen ger&ccedil;ekleştiğinden, yan etkiler daha az oluyor.</div> <div>Eğer eğitime gelmişlerse zaten her şeyi bilerek tercih ettiklerinden yine bana kararlarına saygı duymak d&uuml;ş&uuml;yor. En &ouml;nemlisi bu kararlarından dolayı kesinlikle onları su&ccedil;lamıyorum.</div> <div><b>Normal doğumla, kadının kendini yenilediği g&ouml;r&uuml;ş&uuml; bir&nbsp;efsane midir?</b></div> <div>Efsane demek yanlış olur ancak bu hayal edildiği gibi de bir yenileme değil. Doğum bir gen&ccedil;lik iksiri değil ancak fırsatlar uygun değerlendirilirse kesinlikle bir olgunluk iksiri.</div> <div>Bunun yanında doğum yapan kadınlarımızı bir&ccedil;ok pozitif etki bekliyor. &Ouml;rneğin emzirenlerde meme kanseri daha az sıklıkla g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.</div> <div><b>Bebeğin ilk &ccedil;ığlığı bile k&ouml;t&uuml;ye yorulur. Oysa bunun bir zafer &ccedil;ığlığı olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nmek bile &ccedil;ok g&uuml;zel. Bunun tabii ki bilimsel bir a&ccedil;ıklaması var ama sizce neden doğurmak ve doğmak trajik &ouml;ğelerle anlatılıyor? </b></div> <div>İlk &ccedil;ığlık asında hep sevin&ccedil;le karşılanır. Bu refleks bir ağlama zaten. Sonrasında biz bebeklerin &ccedil;ok da fazla ağlamaya ihtiya&ccedil;ları olmadığını savunuyoruz. Ağlayan bebek burada bir şeyler anlatıyor. D&uuml;ş&uuml;nsenize doğduğunda ağlayan bebeğe sevinen annenin bebeğini, yarım saat sonra kucağına verdiklerinde ağlatmamak i&ccedil;in elinden geleni yapıyor.</div> <div>Doğurmak trajik &ouml;yk&uuml;lerle anlatılıyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; kendini hazırlamamış bu gebeler doğumda coşku yerine trajedi yaşıyorlar, s&uuml;rekli kasılmalarda kurtulmaya, onlarla savaşmaya &ccedil;alışıyorlar. Hal b&ouml;yle olunca kahramanlık &ouml;yk&uuml;leri gibi doğumlarını korkun&ccedil; hikayelere &ccedil;eviriyorlar. Bazen &ccedil;ok kısa ve kolay doğumlar g&ouml;r&uuml;yoruz. Ancak anneye sorduğunuzda bu g&uuml;zel doğumu bile korkun&ccedil; bir hikaye gibi anlatıyor.</div> <div><b>Annenin bilin&ccedil;li ve doğuma hazır oluşu bebeğin bu kutsal ve takdire şayan yolculuğuna neler katabilir?</b></div> <div>Teknik olarak &ouml;ncelikle doğum zamanını kısaltıyor, kasılmaları daha rahat hissediyor.</div> <div>Ama en &ouml;nemlisi pasif ve kendini teslim etmiş annenin yerine, aktif, ne yaptığını bilen ve bebeğine yardım eden bilin&ccedil;li bir anne geliyor. Bu anne hep bebeğini kucağına almanın ve ona kavuşmanın hayaliyle yaşıyor. Doğum boyunca acıdan &ccedil;ok coşku ile yoğruluyor.</div> <div>Ve doğum anında t&uuml;m benliği ve farkındalılığıyla orada bebeğinin yanında oluyor. Ve yaşadığı o m&uuml;kemmel duyguyu anlatmak i&ccedil;in kelimeler bulamıyor, kimselere bunu tam olarak anlatamıyor.</div> <div><b><br /> </b><b>Doğum esnasında, iki sancı arasında insanın koşup dans edecek kadar &quot;normal&quot; olması hatta b&uuml;t&uuml;n sancıların doğumdan hemen sonra, bir anda kesilmesi. Doğumda beden nasıl bir değişime uğruyor?</b></div> <div>&nbsp;Dedim ya doğum bir kas eylemi&hellip; Sporcunun yarışı bitirmesi ve ipi g&ouml;ğ&uuml;slemesi gibi doğumdan sonra kasılmalar hemen hafifliyor. Kadın doğumdan sonra hem fiziksel hem de duygusal b&uuml;y&uuml;k bir rahatlama hissediyor. Salgılanan endorfinlerin de etkisiyle yorgunluk yerine b&uuml;y&uuml;k bir enerji hissediyor. Bazen bu kadar yorgunluk ve uykusuzluğa nasıl dayandığına kendisi bile şaşıyor.</div> <div>İsteğe bağlı sezaryenlerle karşılaştırıldığında doğal doğumlardan sonra emzirme &ccedil;ok daha kolay oluyor. Hem bebek hem de anne buna daha istekli oluyor. Bu sayede rahim daha kolay toparlanıyor, kanama az oluyor, beden &ccedil;ok daha kolay eski halini alıyor.</div> <div>Biz gebelerimize doğumun ertesi g&uuml;n&uuml; basit egzersizlerine devam etmelerini &ouml;neriyoruz. BU sayede doğum sonrasını &ccedil;ok daha konforlu ge&ccedil;iriyorlar.</div> <div>G&uuml;zel bir r&ouml;portaj oldu. Son olarak eklemek istediğim bir şey var. Sezaryen oranları Avrupa&rsquo;da %30 iken, &uuml;lkemizde devlet hastanelerinde % 60, &ouml;zel hastanelerde %90&rsquo;ları bulmuş durumda. Bu bir tezat ve burada birileri yanlış yapıyor.</div> <div>Doğal doğum hem kadınlarımızın hem de bebeklerimizin ihtiyacı. Biz bu yolda 2 yıldır yoğun &ccedil;alışmalar i&ccedil;indeyiz. Aynı felsefeyi paylaşan kişilerle tanışıyor ve yavaş yavaş b&uuml;y&uuml;yoruz. Bunun i&ccedil;in bir web sayfamız var. <a href="http://www.dogaldogum.com/">www.dogaldogum.com</a> Aynı felsefede olan kişi veya kurumlarla tanışmak i&ccedil;in bekliyoruz.Kendi doğumları ile ilgili plan yapabilmeleri ve sağlıklı kararlar verebilmeleri i&ccedil;in anne adaylarımızı da mutlaka bir şekilde eğitim almaya davet ediyoruz.</div> <div>&nbsp;<a href="http://www.ucuncugoz.org/Home/AbonelikFormu"><img height="262" align="absBottom" width="210" src="/Content/userfiles/image/%C3%BC%C3%A7%C3%BCnc%C3%BCg%C3%B6z%20kapak1.jpg" alt="" /></a></div> <div>&nbsp;</div> <div><em>Kaynak: Bu</em><em> r&ouml;</em><em>portaj &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;g&ouml;z Dergisi Aralık Sayısı'nda yayınlanmıştır.</em></div>

    Devamı »
    Röportajı Yapan Serda Kranda
    Röportajı Veren Dr.Hakan Çoker
    Okunma Sayısı: 20
    Yorum : 80
  • İçeriği

    <div style="text-indent: 35.4pt;">Naran Erten, Boğazi&ccedil;i &Uuml;niversitesi Ekonomi b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; bitirdi. Tam 15 yıl erkek egemen, rekabet&ccedil;i, kendi deyimiyle <i>&ldquo;kurtlar sofrası&rdquo; </i>Amerikan şirketlerinde ithalat ihracat konusunda &ccedil;alıştı. Ama kendi i&ccedil;in bir şey yapmalıydı. İthalat-İhracat ve İcraat. Bazen yeni bir şey yapmak i&ccedil;in, eski bir şeye dokunmak gerekir. İyi bildiğimiz, hi&ccedil; unutmadığımız bir şeye.</div> <div style="margin: 0cm 0cm 0pt 212.4pt; text-indent: 35.4pt;">&nbsp;</div> <div style="margin: 0cm 0cm 0pt 212.4pt; text-indent: 35.4pt;"><i>&ldquo;Yemek yapmak sevişmek gibi bir şey&rdquo;</i></div> <div style="text-indent: 35.4pt;">2000 yılında hayatını değiştirecek &ldquo;fikirsel doğumu&rdquo; ger&ccedil;ekleştirdi Naran Erten.</div> <div><i>&ldquo;Girit ve Arnavut karışımı bir aileden geliyorum. Bizim evde ya pırasalı b&ouml;rekler a&ccedil;ılırdı ya da bol otlu yemekler yapılırdı. Ancak pasta yapmayı hi&ccedil; bilmiyordum. Ama bir işi yapacaksan iyi yapacaksın, profesyonelce yapacaksın&rdquo;</i> diyerek başlıyor hikayesine. T&uuml;rkiye&rsquo;de yemek konulu t&uuml;m kurslara katılmış ve sonunda asıl hedefine ulaşmış. Cordon Bleu Yemek Okulu&rsquo;nda eğitim almak i&ccedil;in Londra&rsquo;ya gitmiş. İstanbul&rsquo;a d&ouml;n&uuml;nce Yiyecek İ&ccedil;ecek İşletmeciliği eğitimi almış. Bu d&ouml;nemi hayatının en g&uuml;zel d&ouml;nemi olarak anlatıyor Naran Hanım.</div> <div>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</div> <div><b>&ldquo;Yemek yapmak ve &uuml;retim yapmak. Ne t&uuml;r zorluklar yaşadınız?&rdquo;</b></div> <div><span style="font: 7pt 'Times New Roman';">&nbsp;</span>&ldquo;Tabii yemek yapma kısmı işin sadece ufak bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;. Bunun satın alma, kalite kontrol, paketleme, nakliye, hijyen şartları, yasal izinleri, standardizasyon gibi &ccedil;ok &ccedil;eşitli boyutları var. Bu konuda hi&ccedil;bir şey bilmiyordum. Ayrıca bir tane pasta yapmakla, her g&uuml;n standart olarak 30 pasta yapmak aynı şey değil. Bir s&uuml;re İstanbul&rsquo;ın meşhur pastanelerinde &ccedil;alıştım. Benim i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir tecr&uuml;beydi. Yer bulmak, dekorasyon, men&uuml; derken 2003 yılında Kalamış&rsquo;ta CAKE STUDIO adını verdiğim, 60m<sup>2 </sup>bir d&uuml;kkanda hem &uuml;retip hem satmak i&ccedil;in işe başladım. Ancak hen&uuml;z yeni a&ccedil;ılmış, akıbeti belli olmayan bir ufak bir şirkette &ccedil;alışacak bilgili, tecr&uuml;beli &ccedil;alışan bulmak dahi b&uuml;y&uuml;k bir problem.&rdquo;</div> <div style="margin: 0cm 0cm 0pt 3pt;">&nbsp;</div> <div><b>&ldquo;Bu d&ouml;nemde pes edip, kararınızı sorguladığınız oldu mu?</b></div> <div><span style="font: 7pt 'Times New Roman';"> </span>&ldquo;M&uuml;şteri beklemek, satmayan &uuml;r&uuml;nleri atıp ertesi g&uuml;n tekrar yapmak, her ayı zararla kapatmak ve bunu nasıl finanse edeceğini d&uuml;ş&uuml;nmek. Yok artık dayanamayacağım deyip kapatmaya karar verdiğim, kimseye &ccedil;aktırmadan ağladığım &ccedil;ok olmuştur. Ama yiğitliğe laf s&ouml;yletmemek adına bir t&uuml;rl&uuml; elim gidip kapatamadım. Hadi 1 ay daha deyip durdum. Markayı tanıtabilmek &ccedil;ok uzun bir s&uuml;re&ccedil; ve aslında b&uuml;t&uuml;n mesele bu s&uuml;rece dayanabilmek.&rdquo;</div> <div>&nbsp;&nbsp;</div> <div><b>&ldquo;Bazen iyi bir sı&ccedil;rayış i&ccedil;in, en dibe vurmak gerekir. Sizin hayati sı&ccedil;rayışınız nasıl ger&ccedil;ekleşti?</b></div> <div><span style="font: 7pt 'Times New Roman';"> </span>&ldquo;B&uuml;t&uuml;n sıkıntıların sonunda nihayet bir mucize oldu. 3 tane ufak kafesi olan yabancı sermayeli bir şirketin sahibi,bizim d&uuml;kkanın &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erken uğradı ve &lsquo;Bizim i&ccedil;in cheesecake, pasta, kek yapıp g&ouml;nderir misiniz&rsquo; dedi. Tabii bizim i&ccedil;in yeni bir kapı a&ccedil;ıldı. Bir anda CAKE STUDIO &uuml;r&uuml;nleri 3 yerde daha satılmaya başladı. Orada satışlar iyi gitmeye başlayınca Bağdat Caddesinde başka kafeler ve restaurantlar derken iş b&uuml;y&uuml;meye başladı. O d&ouml;nemde işimiz o kadar &ccedil;oktu ki, fırına koyamadığımız tepsileri bah&ccedil;ede &uuml;st&uuml;ste yığmak zorunda kalıyor, haftada 7 g&uuml;n 18&rsquo;er saat &ccedil;alışıyorduk. Derken bir mucize daha oldu. Ortak bir arkadaşımız vesilesiyle A&ccedil;alya ile tanıştım.&rdquo;</div> <div style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt;">&nbsp;</div> <div><b>&ldquo;Sanırım işler b&uuml;y&uuml;meye başlıyor. Nasıl bir birliktelik oldu sizinki?&rdquo;</b></div> <div><span style="font: 7pt 'Times New Roman';">&nbsp;</span>&ldquo;İkimiz de kova burcuyuz. Risk almaya bayılırız. &Ouml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; pek g&ouml;rmeden ortak olduk ve yeni gelen sermayeyi de kullanarak K&uuml;&ccedil;&uuml;kbakkalk&ouml;y&rsquo;de 250m<sup>2</sup>&rsquo;lik bir imalathaneye taşındık. 2 ay sonra &lsquo;batacağız, biz ne yaptık&rsquo; diye dehşete d&uuml;şt&uuml;k. Bu kapasiteyi kaldıracak işimiz yoktu. B&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e karşımıza b&uuml;y&uuml;k rakipler &ccedil;ıkmıştı. Eskisi gibi y&uuml;ksek fiyatlarla &uuml;r&uuml;n satamıyorduk artık. O sırada Tchibo T&uuml;rkiye&rsquo;ye yeni gelmişti ve &uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml; şubesini Caddebostan&rsquo;da a&ccedil;ıyordu. Satın alma m&uuml;d&uuml;r&uuml; de oradaydı. Kapıdan uğrayıp bir broş&uuml;r bıraktık. Ama bizden daha b&uuml;y&uuml;k bir firmadan &uuml;r&uuml;n alıyorlardı. Bundan 5 ay sonra A&ccedil;alya ile yine &lsquo;ne zaman kapatsak&rsquo; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, Tchibo satın alma m&uuml;d&uuml;r&uuml; bizi aradı. Numuneler istedi. Ve nihayetinde kabul edildik.&rdquo;</div> <div><b>&nbsp;</b></div> <div><b>&ldquo;Şansa bak diyesi geliyor insanın. Ancak cesaret ve azimle elde edilecek bir şans. İnanarak bir yolda y&uuml;r&uuml;y&uuml;nce başarıya ulaşmak ka&ccedil;ınılmaz gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Tchibo ile &ccedil;alışmak CAKE STUDIO&rsquo;yu nasıl etkiledi?</b></div> <div><span style="font: 7pt 'Times New Roman';"> </span>&ldquo; Tchibo bizi arkamızdan itti. Elimizden tuttu. &rsquo;45 şube olacağız, bize yetişmeniz lazım&rsquo;dediler. Kontroller, belgeler, ş&ouml;yle kutu yapın, b&ouml;yle kapasiteyi arttırın, ISO belgesi alın falan. Onları hallederken bu sefer de &lsquo;İstanbul dışında şube a&ccedil;acağız, bize donuk &uuml;r&uuml;n tedarik edin ve şubelere sevkiyatını yapın&rsquo; dediler. Tchibo i&ccedil;in &ccedil;ok ciddi bir yatırım yapmak, operasyon, kadro ve lojistik organizasyon gibi yeni bir yapılandırma i&ccedil;ine girmemiz gerekiyordu. Ancak yatırım yapacak paramız nerde?&rdquo;</div> <div>&nbsp;</div> <div><b>&ldquo;Yeni bir basamak daha geliyor olmalı.&rdquo;</b></div> <div><span style="font: 7pt 'Times New Roman';">&nbsp;</span><b>&ldquo;</b>&Uuml;r&uuml;nlerimizi sattığımız Ukrayna&rsquo;lı bir firma vardı. Uzun uğraşlar sonucu onları ortaklığa ikna ederek, yatırım yapmalarını sağladık. Para bulunmuştu ama lojistik firmaları i&ccedil;in &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir işti ve almak istemiyorlardı. Nihayetinde yine &ccedil;ok zorlanarak ve uğraşarak lojistik işini de hallettik. Ve &uuml;r&uuml;nlerimiz beğeniliyordu. Daha başka pek &ccedil;ok zincir kafelere, yerel firmalara hizmet vermeye başladık. Ancak bu kez de yerimiz dar gelmeye başladı. Yeni ve daha b&uuml;y&uuml;k bir yatırım yapmamız gerekiyordu. Artık rakipler daha b&uuml;y&uuml;kt&uuml;. Ukrayna&rsquo;lılar bu işe daha fazla para yatırmak istemediler. Biz de A&ccedil;alya ile başka ortak bulmak i&ccedil;in kolları sıvadık. Şu anki yerimize taşınabilmek i&ccedil;in elimizde ne varsa harcadık. Yeni ortaklarımızın finansal katkısıyla, t&uuml;m d&uuml;nyada her firmanın kabul ettiği BRC belgesi alan bir mekan yarattık. Yine paramız bitmişti ancak bu sefer g&uuml;&ccedil;l&uuml; ortaklarımız ve bir s&uuml;r&uuml; m&uuml;şterimiz vardı. En &ouml;nemlisi biz artık tanınan bir markaydık.</div> <div><b>&nbsp;</b></div> <div><b>&ldquo;Şimdi geldiğiniz noktayı nasıl tanımlıyorsunuz?&quot;</b></div> <div><span style="font: 7pt 'Times New Roman';"> </span>&ldquo;İş bitti mi? Bitmez! Bildiğim bir şey var, bir işi yapacaksan &ccedil;ok iyi yapacaksın, profesyonelce yapacaksın. Hep aynı kural ge&ccedil;erli. Devamlı gelişmeli ve b&uuml;y&uuml;melisin yoksa t&ouml;kezler ve d&uuml;şersin. Artık hem kocaman rakiplerimiz var hem de bizim geldiğimiz yolda ilerleyen bize yetişmeyi hedefleyen k&uuml;&ccedil;&uuml;k rakiplerimiz. &rdquo;</div> <div style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt;">&nbsp;</div> <div style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt; text-align: right;"><em>Naran Erten Cake Studio kurucu ortağı.. Kendi başarı hikayesinin mimarı. &Ouml;zg&uuml;ven, inan&ccedil; ve emek. Belki de hayatımızı değiştirmek i&ccedil;in muhta&ccedil; olduğumuz kudret, i&ccedil;imizdeki b&uuml;y&uuml;k g&uuml;&ccedil;te mevcuttur.</em></div> <div style="margin: 0cm 0cm 0pt 18pt; text-align: right;"><em>&nbsp;</em></div>

    Devamı »
    Röportajı Yapan Serda Kranda
    Röportajı Veren Naran Erten, Cake Studio kurucu ortağı
    Okunma Sayısı: 20
    Yorum : 80
  • Başlık Farkındalık Yaratmak! 07.06.2010 00:00
    İçeriği

    <p>&nbsp;</p> <p>&nbsp;</p> <p><b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">-&lsquo;&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;g&ouml;z&rsquo;den farkındalık haberleri&rsquo; hangi konuda hizmet vermek i&ccedil;in yapılandı, hangi bilgileri paylaşacak okurlarıyla?</span></b></p> <p>&nbsp;</p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;margin-bottom:0in;margin-bottom: .0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">Fiziksel, zihinsel ve ruhsal konularda farkındalık konularını &ccedil;alıştığımız bir organizasyon bizim yaptığımız. Fiziksel &ccedil;alışmalarda yoga, pilates, uzak doğu sporları tai chi, yapılıyorken duruş bozuklukları, yaşamla bağlantısızlık, kafa karışıklıkları, huzursuzluk, gelecek kaygısı, ge&ccedil;miş takıntısı &uuml;zerine &ccedil;alışıyoruz. Sebepli-sebepsiz ağrılar, can sıkıntısı, sorun odaklı ortamlardan kurtulma, se&ccedil;im yapma, karar verme,&nbsp;&nbsp;Zihinsel de bilin&ccedil; ve bilin&ccedil;altı &ccedil;alışmalarında yapıyoruz. NLP, hipnoz, ge&ccedil;miş yaşam terapileri, duygusal &ouml;zg&uuml;rleştirme teknikleri, şifa teknikleri kullandığımız bilgiler. Ruhsal konularda da ruhsal b&uuml;y&uuml;me ve gelişme konularında bilgilendirmeler yapıyoruz. Temel Spirit&uuml;alizm eğitimleri veriyoruz. Hepsinde t&uuml;m amacımız kişinin bedensel, zihinsel ve ruhsal b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; tam anlamasına yardımcı olmak. Farkındalık konularında araştırmacı yayıncıyız. 2000 yılında &lsquo;&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;g&ouml;z&rsquo; adında bir dergi hazırlamıştık, ara verdik şimdi elektronik ortamda &ccedil;alışmalarımıza devam edeceğiz. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;margin-bottom:0in;margin-bottom: .0001pt;line-height:normal"><b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">-Peki neden b&ouml;yle bir konuya ilgi duydunuz?</span></b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;margin-bottom:0in;margin-bottom: .0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">İnsan &ouml;zel tasarlanmış, &ccedil;ok donanımlı bir varlık. Ama &ccedil;ağımızda bu &ouml;zellikleri unutturacak, dikkatini dağıtacak &ccedil;ok şey var. Bu bize kim olduğumuzu unutturdu. &Ccedil;ok kişi otomatik, kısır d&ouml;ng&uuml;de devinen, tatminsiz bir yaşam i&ccedil;inde sıkışıp kaldı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; dikkat dışarıya doğru dağıldı. Şimdi dağılan t&uuml;m dikkati yeniden i&ccedil;e y&ouml;nlendirip, sorunlara kalıcı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler bulma ve kendimizi tam potansiyelimizle yeniden hatırlatıyoruz.&nbsp;<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;margin-bottom:0in;margin-bottom: .0001pt;line-height:normal"><b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">- Bu konuda en &ouml;ncelikli sorun nedir, &ccedil;&ouml;z&uuml;m nedir? </span></b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;margin-bottom:0in;margin-bottom: .0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">Bize g&ouml;re &ouml;ncelikle kendini sevmek &ccedil;ok &ouml;nemli. Hepimizin yaşadığı kendine &ouml;zel hikayeleri var. <span style="mso-spacerun:yes">&nbsp;</span>Sistem dışına &ccedil;ıkmaktan korkmak, para kazanmak mecburiyetiyle yaşamak, heyecansız yaşamak, sistemin i&ccedil;inde tıkılıp kalmak sıktı pek &ccedil;oğumuzu. Herkesin sıkıntısı farklı tabii. Şimdi milletin canını en daraltan da i&ccedil;indeki bu karmaşa, kararsızlık, bilinmezlik duygusundan kurtulamamak. Otomatik yaşam ya da fotokopi yaşam i&ccedil;inde devinip durmak, yarının hatta gelecek yıl yarınların bile aynı olmasını tahmin etmek. Bu kısır d&ouml;ng&uuml;de debelenmek!<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;margin-bottom:0in;margin-bottom: .0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">Bizce kendini sevmek hem herkesin sorunu, hem kendini tanımaya giden en &ouml;nemli yol, hem de burada oluş ama&ccedil;larımızın en y&uuml;cesi. Kendi potansiyellerimizi a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarıp yeteneklerimizi kullanmak ve paylaşmak i&ccedil;in &ouml;nce kendimizi sevip kabullenmemiz, &ouml;nce kendimize değer vermemiz gerekiyor.&nbsp;Kendini sevmek ve yaşamı izlemeye dayalı t&uuml;m &ccedil;alışmaların i&ccedil;eriği. Kendini sevmek bug&uuml;n, yarın, her zaman i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;margin-bottom:0in;margin-bottom: .0001pt;line-height:normal"><b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">-Bunun i&ccedil;in ne gibi &ccedil;alışmalar yapılıyor, insanlara ne şekilde yardımcı olunuyor; bu eğitim mi, workshoplar mı, seminer ya da &ouml;zel bireysel uygulamalar şeklinde mi oluyor?</span></b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;margin-bottom:0in;margin-bottom: .0001pt;line-height:normal"><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">Konu başlıkları farklı farklı olsa da verilen bilginin &ouml;z&uuml; aynı. Kişinin &ouml;ncelikle kendi &ouml;z&uuml;yle bağlantıya ge&ccedil;mesine odaklanması.&nbsp;&nbsp;Kendini seven kendiyle bağlantısını yeniden kuran bir insan başkalarını da sayar &ccedil;&uuml;nk&uuml; bilir ki; &quot;Ben neysem başkaları da &ouml;yle. Benim aşktan, saygıdan, gururdan hoşlandığım gibi başkaları da bunlardan hoşlanır&quot; der. Temel &ouml;zellikler konusunda birbirimizden farkımız olmadığını bilir; hepimiz biliriz. Aynı kurala g&ouml;re oynuyoruz. Ayrıntılarda farklılık g&ouml;sterebiliriz - bu &ccedil;eşitlilik yaratır, g&uuml;zeldir - ama temelde hepimiz aynı doğaya aidiz.&nbsp; Başlangı&ccedil;ta yola ışık tutacak bir rehbere ihtiya&ccedil; duyuluyor, bunun i&ccedil;in d&uuml;nyada ve T&uuml;rkiye&rsquo;de hizmet veren pek &ccedil;ok merkezler var. Herkes &ouml;ncelikle buralardan faydalanabilir ama daha sonra bağlantısını kurduktan sonra kendisi ilerleyebilir. Hayatın her aşamasında sorunlarını &ccedil;&ouml;z&uuml;mlere ulaştırmış &ccedil;ok &ouml;zel hikayelerimiz var. Buradan paylaşacağız. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-top:6.0pt;margin-right:0in;margin-bottom:6.0pt; margin-left:0in;line-height:14.25pt"><span style="font-size:12.0pt;font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black; mso-fareast-language:TR"><br /> -&nbsp;<b>Genel anlamda insanlara ne sunuyorsunuz?</b><br /> <br /> Kadın programlarında hep ya fiziksel olarak nasıl g&uuml;zel olunacağı ya da psikolojik olarak nasıl daha mutlu olunabileceği anlatılıyor. Ama biz konuya daha b&uuml;t&uuml;nsel bir bakış a&ccedil;ısı getiriyoruz; bedensel, sihinsel, ruhsal b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k. Hangi yaşta olursak olalım herkesin &lsquo;Kendisi&rsquo; i&ccedil;in neler yapabileceğini, kendisini mutlu etmek i&ccedil;in neyi se&ccedil;ebileceklerini&nbsp;hatırlamasında fayda var. Her ne kadar uğraşsak da geleneksel y&ouml;ntemlerle hayatımızdaki bazı problemleri halledemiyoruz. Bunun sebebi belki de hep y&uuml;zeysel &ccedil;&ouml;z&uuml;mler getirmeye &ccedil;alışmamız, sorunun asıl k&ouml;kenine inemememizdir. Ve belki de bu k&ouml;kler aradığımızdan &ccedil;ok daha farklı bir yerde ama aynı zamanda da sandığımızdan &ccedil;ok daha yakındadır.<br /> <br /> <b>- Y&uuml;zeysel &ccedil;&ouml;z&uuml;m değil, k&ouml;kten &ccedil;&ouml;z&uuml;m derken neyi kastediyorsunuz?</b><br /> <br /> Zihinsel hatta fiziksel sorunların k&ouml;kenleri genellikle ge&ccedil;miş ya da şimdiki yaşamlarımızdaki deneyimler sonucu yarattığımız duygusal ve enerjetik blokajlardır. Bunları &ccedil;&ouml;zmeden getirdiğimiz daha y&uuml;zeysel &ccedil;&ouml;z&uuml;mler, ancak ge&ccedil;ici oluyor ve bir s&uuml;re sonra aynı d&ouml;ng&uuml; kendini tekrarlamaya başlıyor.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="margin-top:6.0pt;margin-right:0in;margin-bottom:6.0pt; margin-left:0in;line-height:14.25pt"><b><span style="font-size:12.0pt; font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;; color:black;mso-fareast-language:TR">- &Ccedil;&ouml;z&uuml;m i&ccedil;in &ouml;nerileriniz neler olacak? </span></b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><span style="mso-spacerun:yes">&nbsp;</span><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto; line-height:normal"><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">Kişinin sorununa &ccedil;&ouml;z&uuml;m i&ccedil;in en uygun y&ouml;ntemi se&ccedil;iyoruz. Bu &ccedil;alışmalarda kullanılan pek &ccedil;ok farkındalık tekniği var. Hepsi doğal, insanın &ouml;z enerjisinden faydalanmasını sağlıyor ve istiyorsa kendisi de &ouml;ğrenebiliyor. Bir &ccedil;ok terapi ve farkındalık tekniğinin uygulandığı bir &ccedil;ok merkezde kendi geleceğini yeniden şekillendirebilir. Bizim bu platformu kurma amacımız, kişilere her sorunun &ccedil;&ouml;z&uuml;lebilir olduğunu yeniden hatırlatan bilgileri hatırlatan referans noktası olmak. &nbsp;&nbsp;<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto; line-height:normal"><b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">-Son zamanlarda olan olaylar insanları korkutuyor bu konu da ne s&ouml;ylemek istersiniz?</span></b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto; line-height:normal"><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">Aslında insanlarımıza korkmamaları gerektiğini, her şeyin yolunda olduğunu s&ouml;ylemek isteriz.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto; line-height:normal"><b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">-Biraz a&ccedil;ar mısınız, nasıl her şey yolunda? Depremler, politika, savaşlar, hastalıklar iyice arttı&hellip;</span></b><span style="font-size:12.0pt;font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black; mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto; line-height:normal"><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">Burada yapmamız gereken bakış a&ccedil;ımızı genişletmek. Olumsuz d&uuml;ş&uuml;nce sadece o enerjiyi &ccedil;oğaltmaya yarıyor, Bunun zararı o kadar b&uuml;y&uuml;k ki; inanın kendimizden &ccedil;evremize doğru yayılan bir enerji &uuml;retiminden başka bir işe yaramıyor. Madem b&ouml;ylesine g&uuml;&ccedil;l&uuml; enerjiler yaratabiliyoruz o zaman tersine ve yararlıya &ccedil;evirelim; olumlu d&uuml;ş&uuml;nelim. B&uuml;t&uuml;n bu olanlar gelecekteki g&uuml;zel g&uuml;nlerin alt yapısı. Dejenerasyon hep ardından rejenerasyonu getirir. Kirlenmek g&uuml;zeldir, ardından temizlenirsin ve mis kokuyu daha iyi hissedersin&hellip; gibi&hellip;<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto; line-height:normal"><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">O kadar &ccedil;amaşır yıkıyoruz neden kullanıyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml;, demek ki yaşıyoruz! Amacımız ne kadar &ccedil;ok insan bunu anlayabilirse bu k&ouml;t&uuml; gibi g&ouml;z&uuml;ken durumlara az gerek kalacak. Denge kavramı kendiliğinden yoktur. Dengesizlik onu olmaya iter. Evrende kendiliğinden kendini d&uuml;zenleyen bir sistem vardır. Bu y&uuml;zden gelecek g&uuml;nlerin g&uuml;zel olacağı inancındayız. Bu şimdi kendini k&ouml;t&uuml; g&uuml;nler i&ccedil;inde hissedenlere. Ama bir de şu var ki; şimdi kendinizi mutlu, huzurlu, sağlıklı etmeyi becerebilirseniz ve bunu koruyabilirseniz gelecekteki 10 yıl sonraki şimdiniz de otomatik olarak mutlu, sağlıklı huzurlu olacaktır.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;mso-margin-bottom-alt:auto; line-height:normal"><b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR">-Amacımız yaşamın her alanında &lsquo;farkındalık&rsquo; yaratmak!</span></b><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language:TR"><o:p></o:p></span></p> <p>Bu &ccedil;alışmamızda başarı hikayelerinin kişilerin kendilerinin paylaşabildiği bir haber- bilgi platformu oluşturma amacındayız. Hayatın kontrol&uuml;n&uuml; kendi eline almış, beden, zihin, ruh b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;nde yaşayan insanların başarı ve mutluluk hikayelerini, bilgeliklerini paylaşmak istiyoruz. Unuttuğumuz t&uuml;m değerleri hatırlamak, hatırlatmak, karşılıklı g&uuml;vene ve sevgiye dayalı yeni hikayeler yazmak ve yaşamak istiyoruz. Bu aşamada olmak bizce &ccedil;ok g&uuml;zel olurdu, niyet ettik, yaptık. Bizi takip edin diyoruz .</p> <p class="MsoNormal" style="mso-margin-top-alt:auto;margin-bottom:3.75pt; line-height:normal"><span style="font-size:12.0pt;font-family:&quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-fareast-language: TR"><o:p></o:p></span></p> <p><b> </b></p>

    Devamı »
    Röportajı Yapan 3. Göz'den Melek Gürhan
    Röportajı Veren Güler Pınarbaşı
    Okunma Sayısı: 20
    Yorum : 80