YAZAR HAKKINDA
  • Kullanıcı Adı
    ÇiğdemE
  • İsim
    Çiğdem
  • Soyisim
    Ertekin
  • Doğum Tarihi
    14.10.1983
  • Şehir
    İstanbul
  • Meslek
    Turizm
  • Hakkında
    Leyla'yı tanımadan Mevla'ya varılmaz

Anne

Kaç yaşına gelirsek gelelim aynıdır tadı gözyaşlarımızın. Ve her birini alıp içinde biriktire biriktire önce derelere sonra denizlere akıtan tek birini tanırız ömür boyu.

İlk düştüğümüzde de ilk korkulu düşümüzde de yanıbaşımızda bulduğumuz, bulacağımızdan emin olduğumuz; ilk aldattığımızı sandığımız, her şeyimizi sakladığımız ama hiçbir şeyimizi saklayamadığımız…

Ne oldu bilmiyorum

Birdenbire bozdu hava, yağmur inmeye başladı hızlı hızlı koşmaya başladım ıslanmamak için

Fırtına geldi kapıya dayandı

Bir toz bulutu, bir kıyamet

Oysa böyle olmayacaktı hani. Öyle anlatmamıştın sen bize. Hani hep güneş olacaktı; hep yeşillikler hep maviler vardı hani. Her şey güzel olacaktı. Her ne olursa olsun bulutlar dağılırdı hep sonrasında.

Hani?

Yağmur hızlandıkça hızlanıyordu. Düştüm, dizim kanadı;  görme diye sakladım da öyle geldim eve. Hiç bilme istedim. Keşke sadece tek yaralanan dizlerim olsaydı. Bilirsin sen de, hem de en iyisini içi acıyınca insanın nasıl da zordur saklaması. Ah dersin keşke kanayan sadece dizlerim olsaydı da açıp sana gösterebilseydim.

Fırtına gittikçe hızlanıyordu. Seller gidiyordu ayaklarımın altından. Sular yükseldikçe boyumu aşacak gibi oluyordu. Büyüyordum…

Büyümek güzel miydi sanıyorsun. Göbek bağı parçalanırken acıyorduk. Ve dünya dedikleri o çılgın pervane başımı döndürüyordu. Sen sanıyordun ki kızın çok içiyordu…

Oysa ben hala beyaz bir kağıttım. Fırtınanın şiddetinden mi yoksa yolların engebeliğinden mi bilinmez bir türlü üzerine doğru yazılamıyordu. Sadece karalanıyordu. Silgisi yoktu hayatın. Karalandıkça yeni bir sayfa açmak gerekiyordu.

Fırtına dindiğinde anladım gözlerinin kenarında nasıl olup da hiç dinmeyen bir sebil bulunduğunu; gözyaşlarının nasıl da hiç kurumadan aktığını, dünyanın sana neler yaptığını; hiç kimseye anlatmadığın içinde sakladığın derinlerde haberimiz olmadan yaşadığın o diğer gizli dünyanı…

Anne olmak böyle bir şey mi yani? Kalbin sünger gibi çekiyor mu her acıyı içine, sinesine sırf onların canı yanmasın diye? Gözleri hep mi tuzlu kalıyor yaşlardan, sırf onlar ağlamasın diye?

Anne olunca anlarsın dedikleri bu mu anne?

Büyüyorum anne. İstemesem de…

Ben de istemez miydim sanıyorsun hala sabahın köründe o bahçeli evin arka balkonuna çıkıp şarkı söyleyen, bayram harçlıklarını biriktirip Barbie bebek almak için oyuncakçıya koşan, senin parfümlerinin deneme boylarını alıp, makyaj malzemelerini çalıp kullanmaya çalışan küçük kız olarak kalmayı.

Büyüyoruz anne. Çok fena hem de. Çaktırmadan…

Senin de gözyaşların büyüyor. Biliyorum bu hayatın bize neler yapabileceğini en iyi sen biliyorsun.

Ama unuttuğun bir şey var. O fırtınada hasar gören küçük teknem artık su sızdırıyor. Yüzmeyi öğrenmek zorundayım. Bunu sen de biliyorsun.

Anneler günün kutlu olsun...

Puan : ( 6 Oy Kullanıldı )
Okunma Sayısı : 355
ÇiğdemE tarafından 08.05.2011 22:59:45 tarihinde eklendi

Facebook'ta Paylaş


  • Yorumlar
Yorum Yaz