YAZAR HAKKINDA
  • Kullanıcı Adı
    ÇiğdemE
  • İsim
    Çiğdem
  • Soyisim
    Ertekin
  • Doğum Tarihi
    14.10.1983
  • Şehir
    İstanbul
  • Meslek
    Turizm
  • Hakkında
    Leyla'yı tanımadan Mevla'ya varılmaz

İlişkilerin Sırrı

'Sır' bizlerin kendi Evrenlerimizi oluşturduğumuzu söylüyor ve bu 
gerçekleşmesini istediğimiz tüm dileklerin hayata geçeceği anlamına geliyor. 
Dolayısıyla, dileklerimiz, duygularımız ve düşüncelerimiz çok önemli, çünkü 
bir biçimde ortaya konacaklar. 

… 

Yaptığımız her hareket, bir düşüncenin ardından geliyor. Düşüncelerimiz, 
kullandığımız sözcükleri, hissettiklerimizi ve yaptığımız hareketleri 
oluşturuyor. Davranışlarımızın ise ayrı bir etkisi var, çünkü onlar bizim 
harekete geçmemize neden olan düşünceler. 

En derindeki düşüncelerimizin ne olduğunu fark edemediğimiz zamanlarda bile, 
yaptığımız hareketlere bakarak, neler düşündüğümüzü anlayabiliriz. 

… 

Hayatınıza bir şeyleri çekmek istediğinizde, davranışlarınızın arzularınızla 
çelişmediğinden emin olun . Buna dair en müthiş örneklerden biri de, 'Sır' 
da yer alan öğretmenlerden biri olan Mike Dooley tarafından ''Leveraging the 
Universe and Engaging the Magic'' ( Evreni Harekete geçirmek ve Gerçek 
Sihirle Buluşmak) adlı sesli kurslarında verilmekte. Bu, mükemmel eşini 
hayatına çekmek isteyen bir kadının öyküsü. O bunun için gereken her şeyi 
doğru biçimde uygulamıştı: bulmak istediği eşin niteliklerini kafasında 
netleştirmiş, bunlara dair ayrıntılı bir liste hazırlamış ve onunla birlikte 
yaşamak istediği hayatı zihninde canlandırmıştı. Bütün bunları yapmasına 
rağmen, beklediği eşle ilgili herhangi bir işaret yoktu. 

Sonra bir gün eve geldiğinde, arabasını garajın tam ortasına park ederken, 
birden davranışlarının isteğiyle çeliştiğini fark etti. Arabasını, böyle 
garajın ortasına park ettiğinde, mükemmel eşine park edecek yer kalmıyordu! 
Davranışlarıyla Evren'e verdiği mesajda, istediği şeyi alacağına 
inanmadığını söylüyordu. Böylece hemen garajı temizledi ve arabasını 
mükemmel eşine yer bırakacak şekilde park etti. Sonra, giysilerle tıkış 
tıkış dolup taşan gardrobunu açtı; burada da mükemmel eşe yer yoktu. Yer 
açmak için giysilerinin bir kısmını oradan çıkardı. Yatağının ortasında 
yatmaktan da vazgeçti ve mükemmel eşin yatacağı yeri boş bırakarak, 'kendi' 
yerinde yatmaya başladı. 

Söz konusu kadın, bir gece hikayesini Mike Dooley'e anlatırken, yanında 
oturan kişi, onun mükemmel eşiydi. Bütün o etkili hareketleri yaptıktan ve 
mükemmel eşine zaten ulaşmış gibi davranmaya başladıktan sonra, o insan 
hayatına girdi ve mutlu bir evlilik yaptılar. 

… 

Evren'den ne istediğinizi düşünün ve davranışlarınızın, elde etmek 
istediğiniz bu dileğinizi yansıttığından, onunla çelişmediğinden emin olun. 
İsteğiniz gerçekleşiyormuş gibi davranın. Onu elde ettiğinizde neler 
yapacaksanız, bugün de aynılarını yapın ve bu büyük beklentiyi hayatınıza 
yansıtacak şekilde davranın. Arzularınıza ulaşmak için onlara yer açın; 
böyle yaptığınızda, umudun güçlü sinyallerini Evren'e yaymış oluyorsunuz."" 



Son aylarda ortalığı kasıp kavuran Secret (Sır) adlı kitaba ve onun 
öğretilerine ne ölçüde itimadınız var bilemem. Hakkında çıkan tarikat 
söylentileri ve bilumum sansasyonel olaylarla da ilgilenmiyorum. Ancak bir 
anlığına ön yargılardan sıyrılarak yukarıda alıntıladığım satırları okuduğum 
anda uzun zamandır üzerinde düşündüğüm, artık ilişkilerin neden yürümediğine 
dair kafamı kurcalayan, zaman zaman erkek arkadaşlarımın , zaman zaman kız 
arkadaşlarımın ilişkilerine ışık tutmaya çalışırken, çoğu zaman kendi 
ilişkilerimde anlatamadığım, bir türlü dile getiremediğim bir doğruyu ne 
kadar güzel dile getirdiğini görünce çok etkilendim. 



Bir çoğumuz ihanetler, yalanlar, güvensizliklerle dolu ilişkilerin içinde 
çalkalanan gençlik yıllarımızda, doğru kişiyi arayışlarımızda ya da
bulduğumuzu zannedip nedense(!) bir türlü ulaşamayışlarımızda neden diye 
kendimize sorarız. Sonuçta da genellikle karşı tarafı suçlar,daha iyisinin 
arayışına girişiriz ve tabii yine olmaz; ya da o insanı gözümüzde büyütür, 
ilahlaştırır, yaptığımız hataya aşktı pişman değilim diye gereksiz anlamlar 
yükleyerek gerçek aşkın yerini kendi yalan ilüzyonlarımız, kendimize 
söylediğimiz yalan imajlarla doldurur ve gerçek aşka hayatımıza girmesi için 
bir kapı bırakmayız. Halbuki pişman olmalıyız. 

Sürekli hatalarımızdan ders çıkarmak deriz ama bunu gerçek anlamıyla 
yapabilenimiz çok azdır sanırım. Öncelikle pişman değilim derken yaptığımız 
hatayı yüceltir ve kendimize yalan söylemeye burada başlarız. Boşa giden 
zaman için pişman olmalıyız ama bir daha boşa gitmemesi için yaptığımızın, 
yaşadığımızın hata olduğunu kabullenmeliyiz. Yanlış kişiyi sevdik, yalana 
inandık, belki de sevdik sandık… Her neyse...Bundan sonra, neyi istiyorsak 
onu hayatımıza doğru şekilde çekmeye çalışmalıyız. Gerçekten istediğimiz her 
neyse önce onun gelmesi için gerekli alanı yaratmalyız. Geçmişe ait 
dersimizi almalı, o hatayı bir daha asla yapmamak üzere geçmişe gömmeli ve 
gerçek istediğimize doğru yeniden bir hayata başlamalıyız. Örneğin ihanetle 
dolu bir ilişkiden sonra artık gerçekten güvenilir ve gerçek bir aşk yaşamak 
istediğinize karar vermiş olabilirsiniz. Bu durumda yapılması gereken şey 
aslında çok kolaydır. Eski acıya hata deyip, ona ait ne varsa ortadan 
kaldırmalısınız; çünkü ona ait herhangi bir şey ( belki bilgisayarınızdaki 
bir dosya bile) sizi zaman zaman acıtacaktır. Bu acıyı aşk zannettikçe 
gerçek aşkın gelmesine asla fırsat kalmayacaktır. Öncelikle geçmişi 
çıkarmalıyız ki geleceğe yer açılsın. Sonra ise güvenilir insanların gelmesi 
için güvenilir olun herkese karşı. Sizin güvenilir imajınız güvenilir
insanların size yaklaşmalarına neden olacaktır. Ya da aradığınız her 
neyse. 

Aslında söylenen şey gayet basit ve net ama biz duyamıyoruz. Bize yüklenen 
onca dergi, gazete, tv, internet bombardımanı arasında aslında her şeyin 
kendi elimizde olduğunu fark edemiyoruz… Kurulu düzene uyum sağlamak yerine 
düzenin içinde kendi düzenimizi kurabileceğimizi anlayamıyoruz. Çünkü çok 
ses var. 

Aslında sır burada, tam içimizde.. Kendimiz neysek yaşayacaklarımız da 
onlardır. İlişkilerin sırrı da burada, ne isek onla karşılaşırız. Çünkü 
neysek onu kendimize çekeriz, bilinçli veya bilinçsizce. 

Ama bence hayatı bilinçli yaşamak, bilinçaltı karışıklıklarından kurtarmak 
ve hissederek, tat alarak yaşamak daha güzel. Benliğin isteği birdir, 
nettir. Onu bildikten sonra iki olmak gerçek aşktır. Gerçek haz da gerçek 
aşktadır.

 

Puan : ( 6 Oy Kullanıldı )
Okunma Sayısı : 807
ÇiğdemE tarafından 23.01.2011 16:03:00 tarihinde eklendi

Facebook'ta Paylaş


  • Yorumlar
Yorum Yaz